Gerçekten de Trump, gerek seçim kampanyası sırasında, gerekse de başkan seçilmesinin ardından çok fazla yalan söyledi. Bu süre zarfında, Pulitzer ödüllü, olup bitenin gerçekliklerle ilişkili olup olmadığını denetleyen, doğrulama fact-checking) sitesi Politi-Fact’a göre Trump’ın ileri sürdüğü ifadelerin yüzde 83’ü “Yarı Doğru”, “Çoğunlukla Yanlış”, “Yanlış” ya da “Külliyen Yalan”dır5 (PolitiFact, 2017). Yine Washington Post’a göre Trump, başkanlığının ilk ayında tam 132 yalan söylemiştir (Townsend, 2017, s. 45). Üstelik söylediği yalanlar beyaz yalanlar ya da kolayca inanılabilecek çarpıtmalar değildi. Barack Obama’nın doğum sertifikasının sahte olduğunu, İslami Devlet’i (Islamic State-IS) Obama’nın kurduğunu, Clinton’ların katiller olduklarını ve rakiplerinden birinin babasının, Lee Harvey Oswald, Jonh F. Kennedy’yi vurmadan önce, Oswald’la birlikte olduğunu ileri sürdü (The Economist, 2016) Bunlar seçim kampanyası sırasında rakiplerine çaldığı karalardı.
Hakikate ulaşan ya da yanlışa düşen, insan zihninden başka bir şey değildir. Gerçeklik, var olmak için insan zihnine gerek duymazken, hakikat, ortaya çıkabilmek için insan zihnine muhtaçtır. Hakikat, yalnızca zihindedir
En adi yalanlar daima bir iz bırakırlar. Bundan aldatma hususunda en yüksek mertebeye çıkmış olanlar, gayet güzel istifade ederler ve bu usulü alçakça kullanırlar.”