Kalp, başka bir organdan emir almayan amir organdır.
Ondan sonra beyin gelir. Beyin de amir bir organdır. Ancak
onun amirliği birincil değil, ikincildir: O, kalbin emirlerine
uyar ve bütün diğer organlara emreder. Çünkü onun kendisi
kalbe hizmet eder. Bütün diğer organlarsa kalbin tabii amacına uygun olarak ona hizmet ederler. O bir evin kahyası
ile karşılaştırılabilir. Çünkü kahyanın kendisi evin sahibinin hizmetindedir. Buna karşılık evin diğer mensupları, ev sahibinin her iki konudaki amacına uygun olarak kahyanın emrindedirler. O sanki ev sahibinin temsilcisidir, onun yerini tutar, onun naibidir ve ev sahibinin uğraşması mümkün ol mayanşeylerle uğraşır. Kalbin hizmetinde en yüksek işleri yapmakla görevli olan, beyindir.
Bedensel fiiller amir irade (kalp) kuvvetinin hizmetkarları olan kuvvetler tarafından gerçekleştirilir. Bu kuvvetler, bedenin bu fiiller için tahsis edilmiş olan kısımlarına dağılmış bulunurlar. Onların bazısı sinirler, bazısı kaslardır ve bunlar, insanlar ve hayvanların kendileriyle arzu ettikleri fiilleri gerçekleştirdikleri organların içine yayılmışlardır. Bu organlar ise eller, ayaklar ve bedenin irade ile hareket ettirilen diğer kısımlarıdır. O halde bedenin bu tür kısımlarına yayılmış olan bu kuvvetlerin hepsi, kalpte bulunan amir irade kuvvetinin bedensel aletleri ve hizmetkarlarıdır.
Tanrısal âleme yükselmenin ve mutluluğa erişmenin yolu bu dünyanın reddinden ve ondan kaçmaktan değil, onu bütün derinliği ve genişliği ile bilmekten geçer.
Tarım uygulamaları ilk etapta doğadaki beslenme belirsizliğini azalttığı için muhtemelen insanlar için büyük bir kurtarıcı rolündeydi. Tüm sene yenebilecek bitkileri üretmeye başlayan insanoğlu artık doğanın insafına kalmadan istediği ürünü istediği kadar yetiştirebiliyordu. Bu sürecin sonucunda yerleşik hayat ve şehirlerde kaçınılmaz olarak ortaya çıktı. Zaten avcı-toplayıcı toplulukların yerleşik hayata geçmesinin esas nedeni tarım ve tarım arazileriydi. Tarım arazilerinin yakınlarında beliren ilk yerleşim yerleri daha sonra hızla ilk şehirlere dönüştü. Şehirler, tarımdan gelen bol besinle ticaret ve sanat gibi ilave uğraşlara vakit ayırabilen insanların ve dolayısıyla medeniyetin beşiği haline geldi. (Medeniyet kelimemiz Arapça "Medine" kökünden gelir; şehir demektir. Medeni derken aslında "şehirli"yi kast ederiz.)
Fakat bu sahte cennet kısa zamanda bazı sorunlar çıkarmaya başladı.Tabiatta her çeşitten sayısız bitkiile beslenebilirken, tarım sonucunda seçeneklerimiz oldukça daraldıArtık tabiattan toplamak yerine, tarlalarda yetişen ve çift çiler tarafından pazara taşınan ürünlerle beslenme alışkanlığına
geçiş yaptık.