Eyd

Eyd

, bir kitap okudu
Puan vermedi·420 syf.·
2023 4. kitabı
Elif Şafak
8.2/10 · 76,7bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yakından ba­karsanız hiç benzemez görünen görüntülerimizin altında, aslında doğrudan bir "yapısal uyarlanmalar serisi" sonucunda neredeyse birbirinin aynısı olan bedenlerin milyonlarca yılda geçirdikleri hayret verici dönüşümleri izleyebilirsiniz. Mesela anne karnında­ ki ilk embriyo hallerimiz tüm hayvanlarda hemen hemen aynıdır zira hepsi küçük birer balık olarak başlar yaşama. Gelişim süresi boyunca belli zamanlarda belli genlerin faaliyete geçip bazıları­ nın da susturulması ile türlerimize özgün nihai görüntümüze ka­ vuşuruz. Zira genlerimizin çoğu balıklarla ve diğer hayvanlarla ortaktır. Balıklar sessiz canlılardır ama bizim ses çıkartmamızı ve konuşmamızı sağlayan ses telleri, gırtlak ve yutak gibi yapı­ larımız, balıkların solungaçları ile aynı köktendir. Yine embriyo dönemlerimizde bunu çok net izleyebiliriz.
Yediğimiz ekmeğin hammaddesini sağlayan buğday bitkisi ile ak­rabayız. Uzak da olsa bu akrabalık sayesinde buğdayı yiyerek bes­lenebiliyoruz. Buğday ile ortak atamızın geçmişi belki 700 mil­yon yıl belki de daha öncesine uzanıyor. Ekmeği yerken, onun da bizim gibi bir "canlı" olduğunu ve bu büyük canlılık hikayesinde bir şekilde ortak bir kader kesitini paylaştığımızı genellikle unu­tuyoruz. Dikkat ederseniz, sadece canlı şeylerle beslenebiliyoruz zira onların bedenlerini oluşturan malzemeler ile bizim bedeni­mizdekiler tastamam aynı. O nedenle tam uyumluyuz; o nedenle birbirimizi besleyebiliyoruz. Biz de ölüp bedenimiz doğaya karış­tığında, diğerlerini beslemeye devam edebiliyoruz. Koca bir besin ağının içinde bir parçayız. Yanardağların eteklerindeki kaynayan sularda yaşayan arkebak­ teriler denen canlılarla da akrabayız ama onlarla ortak geçmişi­ m i z b e l k i 1 , 5 m i l y a r y ı l ö n c e s i n e d a y a n ı y o r ; s o n ra y o l l a r ı m ı z a y ­ rılmış. O kadar zaman önce bakteri diyebileceğimiz hücrelerden farklılaşan hücreler ökaryotik hücreleri yani bizim hücrelerimizi yapıyorlar. Sürekli değişen ortam şartları karşısında her türlü çeşidi ve varyasyonu denemeye programlanmış canlılık, çevre koşulları ve organizmaların özellikleri arasında uyumlu bir den­ ge bulduğunda, o canlı grubu "başarılı" olarak neslini devam ettirebiliyor ve özell iklerin i daha yüksek oranda gelecekteki ku­ şaklara aktarabiliyor. Bizim de beden hücrelerimizi oluşturan gelişmiş, çekirdekli ökaryotik hücreler, bu denemeler arasında en kararlı ve en başarılı olanlar gibi gözüküyor (zira bugün can­ lılar aleminin büyük kısmın ı bu tip hücrelerden kurulu canlılar oluşturuyor). Ardından, tek hücreli yaşamdan çok hücreli yaşa­ mın doğuşuna şahitlik ediyoruz. Yaklaşık 700 milyon yıl önce
O süreçten günümüze kadar kimler gelip geçmemiş ki? En az dört önemli türün öncülük ettiği insanın evrim macerası, mil­ yonlarca yıl boyunca sayısız deneme ve sınavlardan geçerek bugünlere ulaşmış. Mesela bir buçuk milyon yılı aşkın süredir varlığını sürdürmüş olan Homo erectus, bilinen tüm insan türle­ rinin önemli atalarından olan Australopithecus afarensis, ilk alet kullanan canlı olduğunu düşündüğümüz ve adını "marifetli" ke­ limesinden alan Homo habilis, yakın zamanda soyları tükenmiş pek yakın kuzenlerimiz Neanderthal' ler, küçük boyları ve ilginç yaşamları ile yine insan ataları ile uzun süre çağdaş olmuş Homo fluorensis'lervedahakimbilirnefarklıcanlılar... Bunlarşimdiye kadar kalıntılarına ulaşabildiklerimiz. Muhtemelen önümüzdeki zamanlarda daha birçok hominid türü bulmayı umabiliriz zira bu kalıntılar zamanımıza çok zor ulaşabilen, çok nadide örnek­ lerden elde edilebiliyor. İnsana doğru giden evrimsel hat boyunca dikkatimizi çeken en önemli özelliklerden birisi; dik yürümenin dışında, beyin hac­ minde çok ileri düzeyde bir büyümedir. Bulduğumuz insansı ka­ fataslarının hacimleri son 1,5 milyon yıldır 300 santimecreküpccn günümüzün 1400 santimetreküplük insan beyin hacmine doğru hızla" (milyon sene zarfında) artış gösterir. Bizi insan yapan en önemli özellik, hiç kuşkusuz bu aşırı büyüyen beyin ve onun ara­ cılık ettiği zihinsel özelliklerimiz oluyor.
. İnsanoğlunun zihinsel evriminin basamakları, nasıl olup da pri­ matlar arasından bu şekilde farklılaştığı, var olduğunu bildiğimiz yakın akraba insan türlerine nasıl üstünlük sağladığı ve neden sadece bugün adına bilimsel olarak Homo sapiens sapiens dediği miz bizim türümüzün hayatta kalmayı.başardığı tam açık değil. Elimizdeki bilimsel kanıtlar oldukça sınırlı. Fakat kesin olarak bildiğimiz bir şey var: Elli bin yıl öncesine kadar, yüz binlerce yıl boyunca bu dünya birçok "insansı" türe ev sahipliği yapmış ama bir şekilde bu amansız hayatta kalma mücadelesinin galibi, bugün dünyanın en hakim ve belirleyici türü olan biz insanlat olmuşuz. Dolayısıyla bu garip canlıyı anlamak için bedenine baktığımız kadar, zihinsel özelliklerine de odaklanmak, hatta zihinsel me­ lekelere çok daha dikkatli bakmak gerekiyor. Bu özelliklerin en önemli temsil yeri ise bildiğimiz kadarıyla zihnimizin evi olan beynimiz ve sinir sistemimizdir. İNSANIN BİYOLOJİK SINIFLANDIRILMA
Düşünce