Gurvitche'in de ifadesiyle: 'Tarihte tek bir toplum yoktur, bilakis
toplumlar vardır."
Bu nedenle her bir toplumu ayrı ayrı değerlendirmek gerekir. Ni tekim tarihte sadece iki sınıfa, iki safa şahit olduğumuz gibi, iki di ne de şahit oluyoruz. Bir tarafta zalimler, terakkinin, hakikatin, adaletin ve halkın düşmanları ile yükselmeye ve medeniyete karşı olanlar yer almakta. Ki bu kesim sapık içgüdülerini ve hırslarını tatmin etmek, halkı zorbalıkla yönetip kendilerinin dışında kalan ları yoksul bırakmak için çalışır. Evet, bütün bu arnelleri inikap eden din idi; küfür ve dinsizlik değil.
Diğer safta, karşı safın başını ezmek ve onu devirmek için ortaya çıkan hak cephesi yer almaktadır.
Bu nedenle ben, Avrupalı aydınların ilk saf hakkındaki yargılarını paylaşınakla birlikte, diğer saf hakkında da aynı düşüneeye sahip olmalarını haksızlık ve insafsızlık olarak değerlendiriyorum. Ken dilerini üst tabakanın, imtiyazlı sınıfın, üstün ırkın, yönetici ve de rebeyi sınıfının, varlıklı ve hakim sınıfın ürünü ve varisi olarak ka bul eden Buda dini, Zerdüşt dini, Mezdek dini, Mani dini ve Yu nan dinleri hakkındaki doğru yargılarını; ya da din adına ortaya çı kan hükümetler ve yönetimlerle ilgili isabetli düşüncelerini, her iki safa (şirk dinleri ve tevhid dini) mal etmek hatadır. Yani şirk din leriyle hak dinini (tevhid dini) aynı kefeye koymak insafsızlık olur. Peygamberleri çoban olan bir din, peygamberleri herkesten çok acıyı ve açlığı tecrübe eden bir din, tarihte Allah'ın seçtiği ve ha�i katin gerçek seçilmişleri olan kimselerin dini. Evet, bu dinin kuru cuları böyle kimselerdir. Öyle ki tarih boyunca sadece bunlar di ğer dine karşı cihat ve mücadele etmiştir. Peygamberler, şirk dini nin mensupları tarafından ortadan kaldırılmıştır. Hak dinin takip çileri,