Acaba, sadece kişiye para ve saygınlık kazandıran bu şeyler mi öğrenilmeye değer olarak görülmekte, çağdaş anlamda kar getirmeyen, "sadece" ruhun kazancı olan sevgi ise pek enerji harcamaya hakkımızın bulunmadığı bir lüks olarak mı kabul edilmektedir?
Hatırlamak eski bir gelenekmiş, eski Mısır'dan da evvel. Hızır günü, rivayet odur ki, ölmüşler ve yaşayanlar bir araya gelirlermiş. O gün, sofraya bir tabak da ölenlerin ruhları için konurmuş. Maksat, hatırlamak, gönlünü almaktır. Dersim' de Hızır ayı boyunca ölmüş insanların ruhları hatırlanır, yemek yaparken, ekmek pişirilirken, her ölen için annem ağzını kıpır kıpır kıpırdatır, ölenlerin ruhları için ateşe tuz atılırdı.
Canım Dostoyevski, yine kaleminin güzelliğiyle bütünleştirdin, kitabın içinden bir karakter gibi hissettirdin. Ne güzel ki bu okuduğum dördüncü kitabın ve henüz 20 yaşındayken yazdığı ilk roman olmasına rağmen ne çiğlik ne başka bir şey... Nasıl bir hayal dünyasıdır. Dil, üslüp, tasvir, tahlil vb şeyleri biraraya getirip harmanlamak. Yeni 'Gogol Doğdu' kelimesini sonuna kadar hak eden bir kitap. İlk romanı olması ve Gogol'a hayranlığı sebebiyle onun gölgesinde yazılmış.
Dostoyevski , iki kişi arasındaki özel durumu yansıtırken bir yandan da dönemin ekonomik durumunu, yaşayış tarzını kısacası dönemin Rusya'sı hakkında bilgiler vermiştir. Dram temasını okuyucuyla en iyi buluşturan yazardır.
Kitaptan çıkardığım sonuç :Yoksulluğun en acımasız tarafı,zenginlikle olan derin uçurumu değildir. Çünkü yoksul için zenginlik ,uzak mahallelerde kalmış bir masaldır. Lakin yoksul olup üstten bakan,ahlaki olgunluğu olmayan insanlar,erdemli yoksulların hayatlarındaki en büyük engeldir.
Kitabı bitirdikten sonra keşke benim de bir mektup arkadaşım olsa diye iç geçirdim. sahi kötü mü olurdu? İnsanların birbirine tahammül etmediği şu günlerde uzaklarda birinin sizin iyiliğinizi düşündüğünü bilmek güzel hissettirirdi bence!