📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İçimdeki Hayal Sharon M. Draper
Benim için bir yazar daha kaydı hayal dünyamdan....
#######:Bu kitabı okurken her bir satırı her bir harfi bana başka bir dünya açıyormuş hissi verdiği için, her bir cümleyi okuyup es geçemiyorum. Okuyorum. Çevreme bakıyorum. Hissediyorum. Bambaşka bir duygu yoğunluğuna giriyorum. Biraz şükür biraz merhamet, biraz doğayı farketme hisleri eşliğinde. Her cümlede bedenime elime ayaklarıma bakıyorum. Sonra okumaya devam, yüzümde merhamet sevgi dolu tebessümle. #######
Bu cümleleri yazarın önceki kitaplarında duyduğum duygu yoğunluğuyla ilk sayfalarını okurken yazmıştım. Peki, kitap bitince de böyle miydim?
"Ama bu beni susturmuyor. O yüzden benim için kötü hissetmeye kalkmayın çünkü söyleyecek çok şeyim var." Diyen kitabın kahramanı Melody gibi, benim de söyleyecek çok şeyim var. Torunum İlay'ın benden önce bu kitabı okumuş olması beni eleştirel inceleme yazmaya daha çok teşvik etti.
Serebral palsi hastalığı olan yemek yemeden tutun, tuvalet, banyo, kıyafet değiştirme gibi insanın sıradan yaptıklarında dahi bir başkasına muhtaç, sadece Elvira adını verdiği bir bilgisayar aleti ile konuşabilen, bir kız çocuğu kahraman olarak kurgulanmışken...
Okuyucunun gönlünü fethetmişken, iki kitap serisiyle...
Şöyle mi oluyor acaba?
Birileri bakıyor yazar en iyi satışı tutturmuş, popülist bir yazar,
dünyayı bir proje olarak gören kişiler, (kimse bunlar?)kurmak istedikleri dünyaya hizmet etsin diye yazarı mı yönlendiriyorlar?
Şimdi hoppala nerden çıktı böyle bir paranoyak düşünce diyenler olabilir.
Ama maalesef kitabı okuyunca bana hissettirdiği bu.
Kitabın özeti şöyle:
Melody yaşlı komşusunun düştüğünü görür ve bilgisayarından 911 i arar. Kurtardığı kadın ünlü bir İngiliz tiyatro sanatçısıdır. Melody'e ödül olarak İngiltere'ye turistik gezi
"Her şey bir anda uzaklaştı Yavuz'dan; her şey küçüldü, silindi. Varlar yok olmaya meyletti, çoklar hiç olmaya. Nesneler hacimlerini yitirmeye başladı, fikirler anlamlarını. Renkler yoktu artık; sesler yoktu. Doğduğu kasaba yoktu. Toz toprak içindeki çocukluğu, korkup kaçtığı çoban köpekleri, badem çalarken düştüğü ağaçlar yoktu. İlk aşkı, ilk kavgası, dersten kaçıp içtiği sigarası, asker düğününde yaktığı kınası, annesi, babası, neden mutsuz olduğunu hiç anlamadığı karısı yoktu. Artık hiç bir şey yoktu. Yok bile yoktu. Kainat "ol"dan öncesine dönmüştü adeta. Bir patlamayla başlayan evren, bir patlamayla bitmişti sanki. Kıyamet-i Kübra değilse de Kıyamet-i Suğra buydu işte."