Seni sevmek hayatın tam göbeğine oturup ölümü beklemek gibi. Seni sevmek papatyaların hangi mevsim olursa olsun açmak için bahane üretmesi bir nevi. Seni sevmek
İnsanın kaderinde öyle bir kırılma noktası vardır ki tam isyan edeceğin an, evet, işte o an ufacık bir dua ile kaderinin yönünü avuçlarındaki gözükmeyen tılsımla değiştirebilirsin. Her gecenin nasıl bir sabahı varsa her derdin de bir sonu var. Düştükten sonra kalkacak ve üstünü silkeleyip tekrar devam edeceksin koşmaya... Ve unutmayacaksın ki Allah yanında, seninle birlikte...
Eğer yüreğinde Rabbin varsa, bu hayatta kimseye ihtiyacın yok demektir. Her şer denilen şeyin içinde kocaman bir hayır var, sakın unutma. Hz. Mevlananın şu dizesi ne de hoştur aslında:
Aşkım Kendin Ol sadece sen
Bir beyaz kagıt gibi ol, yada gôkyùzùnde, semada, arşında ùstùnde beyazbir melek gibi ol
Hiç işlenmemiş bir gùnah gibi ol dogmamış bir insan gibi dog bu acımasız dùnyaya
Dogki sen dùnya için deyil dùnya senin için dônsùn
Sôylenmemiş bir yalan gibi ol duşmesin dilinden dôkùlmesin kalbine tekbir hece
Ya ateş kadar kırmızı ol yansın seninle kalbindeki gôk kuşagı
veya bir su ol bırak bulsun kendi yatagını
Öyle bir tôvbe olki mabet diye kapansın melekler,acılsın arştan gônùl kapısı
Ve ôyle bir sevgi olki sevmek için sevilmeye muhtaç olma
bir taş olki parmaklıklar kur içine mùebbet ceza versevgiline
Öyle bir gôz yaşı olki herdamlası can olup cananı bulsun ona pınar olup onunla bogulsun
Öyle biri olki aşkım kendin olsun sadece sen
Victor Hugo
Seçme ŞiirlerVictor Hugo · Bordo Siyah Yayınları · 2003640 okunma
Böyle yıllarca, senelerce kendi kendime çekiştikten sonra nihayet
şu neticede karar kıldım: Babam, fazla namuslu adammış...
Bir babanın çocuklarına bırakacağı en kıymetli miras
temiz bir isimdir der gidermiş... Temiz bir isim, bir miktar dünyalıkla
beraber olursa ala; fakat züğürt evlatlarda ancak bir, nihayet
iki göbek dayanabilir. Her neyse babam iyi etmiş, kötü
etmiş, o ayrı bahis... Fakat etrafımızdaki zenginlerin hepsi koltuklarında
çek defterleriyle analarından çıkmadılar ya..
Sonrasında bir ses duyar. Bu ses Vahşetin Çağrısı’dır. Ormanın derinliklerinden gelir. Gözleri karanlıkta bir görünür bir kaybolur. Ölümün uysal bir kediyi bir katile çevirmesinin ardından daha da güçlü duyar bu sesi. Anılarından silinmiş bir geleceğin sesidir. Çok derinden gelen ve durduramadığı… Buck bu sesi insandan öğrenmiştir. Elinde sopası olan güçsüzün öldürüldüğü, dişe diş yasasının olduğu bir efendiden öğrenir. Öğrenmek içinde pek çok defa ölümün yanından, ucundan ve içinden geçmek zorunda kalır.
Vahşetin ÇağrısıJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202443,1bin okunma