Emirhan

Bir Türk’ün Yankımaları(Yabancı Bir Dosta Mektup)
Güneşin yakıcı ışınları altındaki o yabanıl ülkeyi bilir misin? Koruların ve solgun çayırların çiçeklendiği? Kurnazlığın ve kaygısızlığın kötülükle birleştiği Korkuyla kıvrandığı insan yüreklerinin? Ve o ülkede ki bazen Akıllar soğuk ve serttir taş gibi Fakat zamansız bir tasayla ezilir güçleri Dingin alevi iyiliğin söner erkenden. Daha başlangıçta bir yüktür orada yaşam Ve azarlanış gelir ardından sevinçlerin Tutsaktır ve zincir altında inler orada insan Dostum! İşte o ülke yurdumdur benim! Not: Ah, anlıyorsan eğer beni Açık konuşmadığım için kınama; Varsın, yalan gizlesin gerçeği: Ne yapalım? Hepimiz insanız ne de olsa!
Sayfa 3 - İş Bankası Kültür Yayınları
Emirhan
Bu herif daha 15 yaşındayken nasıl bir ülke hakkında böylesine doğru sosyolojik tahminler yürütüp üstüne onun hakkında böylesine güzel bir şiir yazabiliyor?..
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dua
Tanrım, suçlama beni yalvarırım Yalvarırım ilençleme. Bu mezar karanlığını dünyanın Ve tutkularını seviyorum diye. Senin dokunaklı sözlerin Çok seyrek işliyor diye ruhuma Ve aklım, o başıboz gezgin Dolaşmakta diye senden uzakta. Bağrımda esin alevleri Lav gibi kaynıyor diye Ve yabanıl tutkular gözlerimi Karartıyor diye böylesine. Bana dar geliyor diye dünya Ve sana sokulamadığım için korkumdan, Ve sık sık, günahkâr şarkılarımda Yalvardığım sen olmadığından… Ama söndür şu mucizevi alevi Bu ateşi, her şeyi tutuşturan. Taşa döndür yüreğimi Ve dondur bakışlarımı, tutkudan yanan. Bu korkunç şarkı söyleme susuzluğunun Tanrım, kurtar beni pençesinden, O zaman dar yoluna kurtuluşun Ve sana yöneleceğim yeniden.
Sayfa 2 - İş Bankası Kültür Yayınları
Emirhan
1829, yani 15 yaşında.
“Mutluluk o kadar mümkündü, O kadar yakındı ki!.. Ama kaderim Çizilmişti çoktan. Dikkatsizce, Hareket ettim belki de: Annem bana acılı gözyaşlarıyla Yalvardı; zavallı Tanya İçin Bütün kaderler birdi… Evlendim. Sizin de yapmanız gereken, Rica ederim, beni unutmak; Biliyorum: Kalbiniz Gururla dolu, sahici bir onurla… Sizi seviyorum (neden saklayayım?), Ama başkasıyla evlendim ve Ömür boyu sadık olacağım ona.” Sonra gitti. Kalakaldı Yevgeni, Yıldırım çarpmış gibi. Nasıl bir duygu fırtınası Hücum edivermişti kalbine! Ama ani bir çıngırak sesi duyuldu, Ve Tatyana’nın kocası göründü, Şimdi kahramanımı burada, Onun için kötü olan bu anda, Bırakalım artık, ey okur, Bir süre… sonsuza dek. Peşinden Yeterinde yolculuk ettik Dünyayı gezdik. Kıyıyı da gördük Kutlayalım birbirimizi. Yaşasın! Çoktan (değil mi?) gelmişti vakti!
Sayfa 413 - Alfa Yayınları
Emirhan
Benim de seninle olan yolculuğum burada son buluyor Puşkin…
“Şimdi yürüyün.” Soğukkanlı bir tavırla, Nişan almadan, iki düşman Dört adım attı, kararlı, Sessiz, eşit bir yürüyüşle. Ölümün dört basamağı. O sırada Yevgeni tabancasını, Hiç tereddüt etmeden, Sessizce kaldıran ilk kişi oldu. İşte beş adım attılar, Ve Lenski, sol gözünü kısarak, Nişan almaya kalktı - ama o sırada Ateş etti Onegin… Vurdu Kader saati: Şair Düşürdü sessizce tabancasını, Usulca götürdü elini göğsüne Ve yığıldı. Dumanlı bakışında Acı değil, ölüm var. Bir kartopu da bir zirveden, Güneş altında ışık saça saça, Böyle ağır ağır yuvarlanır. Bir anda buz kesilen Onegin Delikanlının yanına koştu, Baktı, seslendi… boşuna: O yok artık. Genç şair Zamansız bir sona kavuştu! Dindi fırtına, mükemmel renk Silindi sabah ışıklarıyla, Söndü sunaktaki ateş!.. Kıpırdaman yatıyordu ve tuhaf
Sayfa 285 - Alfa Yayınları
Emirhan isimli okura yanıt verildi
Emirhan
Bilerek mi yaptın be adam!
“Şimdi yürüyün.” Soğukkanlı bir tavırla, Nişan almadan, iki düşman Dört adım attı, kararlı, Sessiz, eşit bir yürüyüşle. Ölümün dört basamağı. O sırada Yevgeni tabancasını, Hiç tereddüt etmeden, Sessizce kaldıran ilk kişi oldu. İşte beş adım attılar, Ve Lenski, sol gözünü kısarak, Nişan almaya kalktı - ama o sırada Ateş etti Onegin… Vurdu Kader saati: Şair Düşürdü sessizce tabancasını, Usulca götürdü elini göğsüne Ve yığıldı. Dumanlı bakışında Acı değil, ölüm var. Bir kartopu da bir zirveden, Güneş altında ışık saça saça, Böyle ağır ağır yuvarlanır. Bir anda buz kesilen Onegin Delikanlının yanına koştu, Baktı, seslendi… boşuna: O yok artık. Genç şair Zamansız bir sona kavuştu! Dindi fırtına, mükemmel renk Silindi sabah ışıklarıyla, Söndü sunaktaki ateş!.. Kıpırdaman yatıyordu ve tuhaf
Sayfa 285 - Alfa Yayınları
Emirhan
Puşkin’in kendisinin de aynı tasvir ettiği şekilde ve aynı nedenden ötürü, bu poemayı bitirdikten tam altı sene sonra hayatını kaybetmesi insanı üzüyor.