Emirhan

Mutlu değildim ve mutlu olup olmamam ailem dışında kimsenin umurunda değildi. Bu acı gerçekle yüzleşmek canımı çok yakıyordu. Yirmi altı yaşındasın; bu kederi kaldırabilecek kadar gücün, hayatını mahveden işe her gün gitmeye yetecek kadar enerjin, dürümün son lokmasını ayranın son yudumuna denk getirebilecek kadar aklın vardı ama cesaretin yoktu. Çünkü hep bastırıldın: “Yapma düşersin!”, “Hayır olmaz, günah!”, “Yapamazsın”, “Mümkün değil”, “İşin olsun, sigorta önemli”, “Tanıştığımıza memnun oldum. Ne iş yapıyorsunuz?”, “Arabanın modeli ne?” Camı kapatıp masama oturdum. Etrafıma uzun uzun baktım. Kağıtlar, dosyalar, bilgisayarlar, kravatlı adamlar, ceketli kadınlar, somurtan yüzler, duvarlar, duvarlar, duvarlar…
Sayfa 9
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Herhangi bir konuda yeterince derinleşildiği takdirde, o meselenin dünyadaki neredeyse tüm bilgi alanlarıyla ilişkili olduğunu fark ederiz. Tabiat ve bilgi konusu olan her şey, yüzeyin derinine inildiğinde, diğer her şeyle, tüm varlıkla bağlantılı hale gelir. Meseleleri birbirine bağlama ve onlardan bütüncül bir anlam oluşturma manasındaki “akıl” melekesi, doğru işlev görebilmek için bu detaylara muhtaçtır.
Sayfa 132
Bilinmezlik Sınırları
Beyinler, öğrenme uzmanlarıdır. Her canlının sinirsel sistemi, o canlının tabiatta işine yarayacak bilgi ve deneyimleri kalıcı bir şekilde kazanmasını mümkün kılacak kayıt ve dönüşüm (plastisite) yetenekleri ile donanmıştır. Bundan dolayı beyinler aslında temelde “hareket kalıplarını öğrenen” sistem veya organlardır. Aslında “olayların iz bırakması” anlamında, her şey, tüm maddesel nesneler “öğrenir”. Mesela bir kaya parçasının yüzeyindeki izler, içindeki farklı katmanlar ve o kayanın şekli, aslında o kaya parçasının geçmişine dair sayısız izin birleşmesiyle ortaya çıkar. Bir başka deyişle, her maddi nesne bir bellek taşır. Canlı sistemler ise bu bilgiyi tekrarlanabilir ve uygulanabilir deneyimlere dönüştürür.
Sayfa 129
Davranış repertuvarımızın çeşitliliği, değişimle baş etme ve uyum sağlama yeteneğimizin temelini oluşturur.
Sayfa 128
“Özenti” refleksi ile kendi kültürü dışındaki her türlü farklı kültürü taklit etmeye meraklı bir ergen zihninin kısıtlılıklarının çok ötesinde, kendi kültürünün temellerine vâkıf ama dünyaya da bir o kadar açık zihinlerin, böyle bir iletişim dünyasından nasıl fırsatlar devşirebileceğini hayal edebilmemiz bile zor. Yerel kültür elbette önemlidir; insanı insan yapan en önemli unsurdur. Fakat artık nasıl ki bilimde “disiplinler arası” çalışmalar günümüzün bilgisini şekillendiriyorsa kültürler arası insanların da geleceğimiz şekillendirmekte kesinlikle daha etkin olabileceklerini söylemek mümkün. O nedenle, özellikle gençlerimizi bu siber-kültür diyebileceğime ortama doğru hazırlamanın yollarını hızla keşfetmemiz ve bunları uygulamaya koymamız gerekiyor. Gerekiyor çünkü şu anda sizinle paylaşabileceğim böyle bir okuryazarlığımız maalesef yok. Oldukça geç kalınmış bu çabanın özellikle “genç uzmanlarımız” tarafından (elbette bizler gibi yaşlı “göçmen”lerin fikirlerini de alarak) bir an önce masaya yatırılmasını diliyorum. Bütün bu değişimler kaçınılmaz bir şekilde gerçekleşirken, dünyanın değişmez görünen kurallarından biri olan “çeşitlilik” ihtiyacının unutulmaması gerektiğini düşünüyorum. e-İmkanlarla tüm dünyanın gittikçe homojen bir kültür oluşturmaya yüz tuttuğu günümüz şartlarında, biyolojik ve sosyal çeşitliliğin ürettiği sayısız faydalı yitirme gibi bir tehlike ile karşı karşıyayız. Tabiat, özellikle canlılık, çeşitlilik sayesinde değişen koşullara rağmen varlığını devam ettirebilir. Canlılar, her nesil ve her bireyde sürekli farklı çeşitler üreterek, öngörülemez bir dünyada her türlü olası değişime rağmen hayat denen olgunun devamını sağlayabilmiştir.
Sayfa 123