Emirhan

Mahpus
Zindandan salın beni Verin gün ışığını Kara gözlü dilberi Ve yağız küheylanı. O civan dilberi ben Öpeyim önce incitmeden Sonra atlayıp küheylana Yel gibi uçayım bozkıra. Pencere yüksek oysa Demir kapı sürgülü; Görkemli odasında Uzakta kara gözlü. Küheylansa çayırda Dizginsiz, özgür dolaşmada Sıçrıyor keyifli, kıvrak Kuyruğunu rüzgâra salarak. Yalnızım, avuntusuz, Dört yanım çıplak duvar. Kör alevi kandilin Donuk donuk ışıldar. Dışarıdan gelen tek ses Suskun ve karanlıkta Yürüyen nöbetçidir Uygun adımlarıyla.
Sayfa 17 - İş Bankası Kültür Yayınları
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şairin Ölümü
İntikam çar, intikam! Kapanıyorum ayaklarına Adil ol ve katili cezalandır Ki onun idamı gelecek çağlara Senin haklı yargını duyursun Ve caniler örnek bulsun onda. Şair öldü -Kuluydu namusun.- Düştü karalanmış, söylentilerle. Düştü intikam özlemiyle, göğsünde bir kurşun Eğerek gururlu başını yere!.. Utancını değersiz tahkirlerin Taşıyamazdı şairin kalbi. O başkaldırı yargısına sosyetenin Ve öldürüldü! Yapyalnız, önceki gibi… Öldürüldü! Neye yarar şimdi gözyaşları… Neye yarar boş övgülerin gereksiz korosu… Neye yarar zavallı ömür mırıltıları… Kader oynadı oyununu! İlkin kinle kovan siz değil miydiniz Onun özgür ve cesur yeteneğini; Ve eğlenmek için körüklediniz Bir yangın ki belli belirsizdi. Daha ne? Eğlenin… Son ıstıraplara Dayanmaya artık gücü yetmezdi: Söndü bir meşale gibi eşsiz deha
Sayfa 16 - İş Bankası Kültür Yayınları
Severim Lacivert Dağ Dizilerini
Severim lacivert dağ dizilerini Güneyde bir göktaşı gibi Ay yükselip de aralarından çıktı mı Donuk bir parıltıda ve kırmızı. Ozanın en seçkin düşüncelerinin Ecesidir o ve gökkubbesinin Tacını süsleyen en güzel inci. Gök, bazen övünür onunla bir kral gibi. Batıda, ışınları akşamın Yanıyordur hâlâ kıyısında bulutların Aya bırakıp da gökkubesini Düşünmeden daha çekilip gitmeyi. Fakat şafağın ışığı az sonra sönecektir Ve hemen ardından ay yükselir Ve birkaç bulutçuk kuşatır çevresini… İşte onun bütün ziyneti Ak alnını süsleyen o genç bulutlardır şimdi. Var mıdır böylesi geceleri yaşamayan Geçerken derbentlerden, ya da bozkırdan? Bir gün böyle bir gecede ben de Gidiyordum uçar gibi atımın üstünde Morlaşan ovaların sonsuzluğunda Rüzgâr gibi özgür ve bir başıma; Ay, arasından dumanların Gümüş pırıltısını ışınlarının Serpiyordu bana, atımın yelesine ve sırtına; Ben, kulağım hayvanın soluklarında Ve onun, vurdukça yere ayakları Nasıl yukarılara fırlatıldığını Duyumsuyor ve büyülü kendinden geçişte
Sayfa 10 - İş Bankası Kültür Yayınları
Bir Şiir Defteri İçin
1 Hayır! İlgi beklemiyorum ben Hüzünlü sayıklamalarına ruhumun, Alışkınım el çekmeye isteklerimden En uzak günlerinden beri çocukluğumun. Yazdıklarımdan da bir şey beklemem Fakat isterim ki yıllar sonra, Kısa, fakat isyancı bir ömürden Bir iz kalmış olsun onlarda. 2 Kim bilir belki günün birinde, Tüm sayfaları hızla geçerken, Takılıp kalacaksınız bu dizelere, Mırıldanarak: “Haklıymış, gerçekten.” Belki o sevinçsin şiir uzun süre Durduracak üstünde bakışlarınızı, Bir mezar taşının yol üstünde Durdurması gibi bir yabancıyı!..
Sayfa 4 - İş Bankası Kültür Yayınları
Bir Türk’ün Yankımaları(Yabancı Bir Dosta Mektup)
Güneşin yakıcı ışınları altındaki o yabanıl ülkeyi bilir misin? Koruların ve solgun çayırların çiçeklendiği? Kurnazlığın ve kaygısızlığın kötülükle birleştiği Korkuyla kıvrandığı insan yüreklerinin? Ve o ülkede ki bazen Akıllar soğuk ve serttir taş gibi Fakat zamansız bir tasayla ezilir güçleri Dingin alevi iyiliğin söner erkenden. Daha başlangıçta bir yüktür orada yaşam Ve azarlanış gelir ardından sevinçlerin Tutsaktır ve zincir altında inler orada insan Dostum! İşte o ülke yurdumdur benim! Not: Ah, anlıyorsan eğer beni Açık konuşmadığım için kınama; Varsın, yalan gizlesin gerçeği: Ne yapalım? Hepimiz insanız ne de olsa!
Sayfa 3 - İş Bankası Kültür Yayınları