Emirhan

Sıcaklıkların Nedeni
Tiflis'i kayalık dağlar kuşatmış. Yanından da Kura nehri akıyor. Bütün rüzgarları tutan bu dağlar, güneş ışınları altında kızışıyor; devinimsiz havayı cehenneme çeviriyorlar. Kırk birinci enlem dairesinde bulunmasına karşın, Tiflis havasının korkunç sıcaklığı buradan geliyor işte.
Sayfa 31 - İş Bankası Kültür Yayınları
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Burunsuz Hasan
Hamamcı, Tatar bir tellakın eline teslim etti beni. Adamın burunsuz olduğunu itiraf etmek zorundayım. Fakat bu durum, işinin ustası olmasına hiç de engel değildi. Hasan, (burunsuz Tatar'ın adı Hasan'dı) ilk iş olarak sıcak taşlığa yatırdı beni. Sonra kollarımı, bacaklarımı kırıp bükmeye, gövdemi yumruklamaya başladı. En ufak bir acı duymayışım bir yana, şaşılacak şey, gitgide kuş gibi hafifliyordum. (Asyalı tellaklar arada bir coşarak omuzlarımıza sıçrar, kalçalarımızın üzerinde gezinir, sırtınızda zıp zıp zıplarlar, pek de iyi ederler.) Sonra deri bir keseyle beni adam akıllı ovdu; sıcak suyu çarpa çarpa bol sabunlu keten bir lifle yıkamaya başladı. Harika bir şey. Kızgın sabun köpükleri hava gibi her yanınızı yakıyor. Not: Deri kese ve keten lif Rus banyosuna kesinkes girmeli. Erbapları bu yeniliğe minnettar kalacaklardır. Liften sonra Hasan beni havuza soktu; yıkanma töreni de böylece sona ermiş oldu.
Sayfa 29 - İş Bankası Kültür Yayınları
Arabalar geçeceği sırada kafile subayı, İranlı bir saray şairini götürdüğünü söyledi ve isteğim üzerine beni Fazıl Han'la tanıştırdı. Çevirmen yardımıyla, tumturaklı bir doğulu tavrıyla söze başlamıştım ki; Fazıl Han benim saçma sapan sözlerime akıllı uslu karşılıklar verince ne kadar utandım! Beni Petersburg'da yeniden göreceğini umuyor, görüşmemizin kısalığından hayıflanıyordu, vs. Kızarıp bozardım. Şakacı-tumturaklı konuşma tarzını bırakarak normal bir batılı gibi konuşmak zorunda kaldım. Böylece de, biz Ruslara özgü o alaycılığın cezasını çekmiş oldum. Bundan böyle insanları, kafalarındaki papağa, ya da tırnaklarındaki kınaya bakarak yargılamayacağım.
Sayfa 21 - İş Bankası Kültür Yayınları
E bu bizim Alamancı Hayri Amca değil mi, ben mi yanlış biliyorum?
Ertesi sabah yola koyulduk. Türk tutsaklar yol yapımında çalışıyorlardı. Yiyeceklerden yakındılar. Kara Rus ekmeğine alışamıyorlarmış. Bana, dostum Şeremetev'in Paris dönüşü söylediği sözü anımsattı bu: "Paris yaşanılacak yer değil arkadaş. Yiyecek bir şey yok. Kara ekmek bulamıyorsun!"
Sayfa 19 - İş Bankası Kültür Yayınları
İlk yazdığı poemasından söz ediyor :D
Burada Kafkas Tutsağı'nın kirlenmiş, yıpranmış bir kopyası geçti elime. Onu büyük bir zevkle okuduğumuzu gizlemeyeceğim. Eksikleri olan bir şiir bu. Acemice yazılmış. Fakat şair birçok şeyin farkına varmış ve içtenlikle yazmış bunları.
Sayfa 19 - İş Bankası Kültür Yayınları