"Sürekli aynı yazarı okuduğumuzda onun gördüklerini görmeye başlayabiliriz. Fakat takılıp kaldığı yerlere biz de mi basıp düşeceğiz. Bilinçaltını inkar etmiyorum ama her şeyi oraya bağlamak yanlış bence. Başımız sıkışınca rüyalarda arayalım çözümü. İşin içinden çıkamazsak suçlu bilinçaltı! Bir davranışın kökenine inince ne değişiyor sanki! Sebepler aynı kaynaktan çıkıyorsa neden farklı davranıyoruz her defasında. Jung demiyor mu, ' Hangimiz yaşam boyu tutarlı olabiliriz,' diye. Yaşasaydı söylerdim ona, bir tek benden bekliyorlar bunu"
Her şey olacağına varır. Üzerine düşeni yap, gerisini tutma elinde. Güvercini bile ilk önce salacaksın ki gökyüzünü görüp dönsün sana. Bırakmazsan yanında olduğunu zannedersin fakat ölür avuçlarında.
Seçerken de fırlatırken de usta olduğu o kadar belli ki duymuş olduğu heyecan yanındakine de bulaşıyor hemen. Taşlara başka türlü bakıyorsunuz onun yanındayken. Ne kadar uğraşmışsa artık, ustalaşmış iyice. Yalan değil. Battı, batacak derken nasıl da gidiyor inatla, seke seke. Böyle bir insanın yanında hayata karamsar bakmak mümkün mü?
İnsanın içinde dişliler var bence. Tıkır tıkır çalışıyorlar. İçlerinden biri kırılmayagörsün, hep aynı yerde takılıp kalır insan. Döner durur, dolap beygiri gibi. Hele bu dişli yaşlıyken kırılmışsa o zaman gençliğinde neyle meşgul olmuşsan o çıkar ortaya.
..... Herkesin avuçlarında bir şey kalır ihtiyarlayınca. Son gücünü ona saklar. Sen yaşlansan ne kalır aklında, düşündün mü?
Yüzündeki kırışıklıklar artmaya başlamıştı son yıllarda. Domino taşı gibi yan yanaydılar. Biri dokunsa hepsi yıkılacak. Yaşlandıkça daha duygusal oluyor insan.