Taş değil mi nihayetinde, şekli ne olursa olsun aynı kapıya çıkar. Suda ne kadar kalırsa yüzeyindeki pürüzler o kadar çabuk siliniyor, hepsi bu. Neymiş, renkleri neden başkaymış! Ne yapalım yani, insanların da renkleri farklı farklı. Onları da tutup denize mi atıyoruz! Benzeyen var, benzemeyen var...
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Taşın adı "sert" e çıkmış olmalı, görüntüsünden ötürü. Fakat ne kadar katı görünse de dalgaların elinde hamura dönmekten kurtulamaz. Kim bilir bu hale gelene kadar neler geçmiştir dalgalarla arasında? Teslim olmanın kolay olduğunu kim söylemiş! Yüzeyinde fazla olan ne varsa götüren deniz, bana da bunu yapmaz mı? Çok sık gidip gelsem yanına, yapmaz mı bana da bunu?
Taşın suya değip havalandığı anlar, benim buraya gelişime benzer. O da benim gibi suya batmadan önce bir adım daha atmak istemektedir. Birbirimize benzeyen bir yönümüz daha vardır. Ben sonunu mutlak bildiğim halde, nasıl taşın kaç defa sekebileceğini izliyorsam, ölüm de beni kendinden emin şekilde izlemektedir.
Bakın bana! İlk taşımı atıyorum batan güneşe doğru. Altı üstü bir taş işte, ne önemi var, demeyin. Gönlünüzü açmak için daha iyisini bulamazsınız. Kimsenin bilmediklerini anlatırım onlara. Söylemezler kimseye, sır tutmayı bilirler. Taş seke seke giderken bana ait ne varsa yanında götürür. Karanlıkta kaybolurken bütün dertlerim onunla beraber uzaklaşır benden.