Kimi insanlar, yaşam ortamlarında, pencere ve kapıları, aynalarla değiştirirler. Sonuçta nereye bakarlarsa yalnız kendilerini görsünler diye. Böyle insanlar için sadece kendi benlikleri vardır. Onlar için ne pencereden görünen görüntü var ne de kapının ardındaki yaşam. Varsa yoksa ayna. Yani kendileri.
İkinci kesim insanları, pencereden bakanlardır. Dünyayı ve yaşamı pencereden seyrederler, seyircidirler. Pencereden gördüklerini, olumlu, olumsuz her şeyi uzaktan gözetlerler. Ve nihayet üçüncü kesim insanlar, kapıyı açıp insanların içine girenlerdir. Pencereden görünen yaşamsal olgulara destek verirler, olumsuzluklarla savaşırlar.
Pencere - Kapı - Ayna
Her zamanki gibi yine de mezar taşlarını okuyarak....
Adlar ve sayılar. Acaba bu sayıları buraya yazmak gerekli mi? Yani insandan sadece bu iki şey mi kalıyor? Adı ve bu iki tarih. Neden? Oysa bu yazılar ölenin kendisiyle ilgili değil. Adını kendi seçmemiş, soyadını da. Doğumu ve ölümünü de kendisi saptamamış. Mezar taşına insanın özellikle kendisiyle ilgili şeyler yazsalar daha iyi olmaz mı? Örneğin kimdi, yaşamında ne yapmış, ne yapmamış, ya da huyu suyu nasılmış? Kime iyiliği, kime kötülüğü dokunmuş? Evladı var mı, yok mu? Arkasında kimleri bırakmış?... Yoksa kupkuru sayılar, neye yarar?