Ferah

Ferah
Emekli
Balıkesir
Kayseri, 15 Şubat
2.008 moderatör puanı
6,2bin kütüphaneci puanı
9654 okur puanı
Kasım 2014 tarihinde katıldı
Kelimelerin Sırtını Sıvazlamak
Puan vermedi·144 syf.·
2022 59. kitabı
Bizi okuyan, okuyacak olan herkese merhaba. Biz kim miyiz? Az bekleyin ya da beklemeye ne hacet kendimden başlayarak tanışalım sizlerle, sonrasında söz diğer arkadaşlarda. Ben Neşe Cengiz 'in kitabına da adını verdiği ilk öyküsünün kahramanı Alaaddin. Evet evet buna lütfen dikkat edin Alattin değil Alaaddin. Küçük Emrah film repliklerini az çok bileniniz vardır hani boynunu büküp " size baba diyebilir miyim amca" sahnesi  pek bir üzer izleyeni, yok üzülmeyin lütfen kimseye bırakın baba dedirtmeyi, arkadaş, dost hatta Alaaddin olmama bile ihtiyaç hissettirmeyecek bir   babaya sahiptim. Baba oğlu, kendi halimizde yuvarlanıp giderken bu Neşe var ya hani bu kitabın yazarı aldı beni öyküsünün hee hem de kitaba adını verdiği ilk öyküsünün kahramanı yaptı. Bakmayın başrolde oluşuma, neler neler yaptırdı bana. Tanrıya mektup mu yazdırmadı, iş yerimden istifamı mı ettirmedi daha neler neler? Ama inkar edemem beni ben yapan Neşe,  kelimelerin sırtını sıvazlayarak, size de kimsenin vereceği izin kağıdına ihtiyacınız yok, bu hayat sizin dedirtecek. Unutmadan bizi yazan yazdı amenna, size anlatacak olanın kusurları kendinden sorula. Şimdi bana müsaade "çarpamadığım kapılara biraz hayıflansam da, 'Amaan ', dedim ' boş ver.' Nihayetinde yeni bir kapı açmıştı Tanrım bana. Kahkahalarla gülerek girdim." Vesselam... Bayram ben Bayram. Ben kırgınım ızcık da olsa yazara valla epsini anlatamam ızcık anlatayım. Benim öykümü yazarken ben miyim kahraman, öretmin mi anamadım be Neşe hocam. Dayak yeyen ben, kağıt toplayan ben, taa mangal kaddar yürekli ben sen tut öretmene beni anlattır. Şimdi bizi anlatan var ya benim öykümü okurken öretmen bana cep telefonu alacak ya da parasını verecek umuduyla sonuna kadar merakla beklemiş. Boşverin abiler ablalar ne demişler benim için "Bayram'a bak sen
Edebiyat
Sesler Yüzler SokaklarNeşe Cengiz · Parya Kitap · 2022132 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kitaplara da Serzeniş Oluyormuş!
Kitaplar Niçin okudum sizi? Siz ki göstermediniz Bana saadetlerin Çalkalandığı denizi... Niçin kitaplar, niçin? Hangi sahifenizi Muskalaştırmalıydım Murada ermek için? Murada ermek için... Ve bir gün görmek için?
Sayfa 131 - Kubbealtı Yayınları
Öz Bilgisiyle Yakarış
"Ulu Tanrı! Gün batıyor ; sevgili korkun gönlümde doğuyor. Kumral akşam, bana sessizlik içinde büyüklüğünü fısıldıyor... Bu alaca karanlıklar arasında bir kulun, dilmaç kullanmadan, öz bilgisiyle sana diller dökmek istiyor. Ödünç giyim almadan, kendi çaputlariyle karşına çıkmak istiyor. Onun yalvarışlarını dinlemez misin? " Müftüoğlu Ahmed Hikmet
Sayfa 57 - Kubbealtı Yayınları
Ben Geldim...
Birazdan akşam çökecek, sessizlik okyanus gibi dolduracak dinlenme tesisini. Adına tesis dedikleri bu yerin ortasında yaşlı bir beton yığını, onun karşısında beton yığınının yaşı kadar sefer yapmış; emeklilik bekleyen otobüs. Beyaz saçlı şoför otobüsün hemen yanında sigarasını bitirmeye çalışıyor, yorgun gözleriyle yolu izliyor. Yol izlemek, mesleki deformasyon; sigara içmek, baba yadigarı. Yol izleme mesaisine ilerdeki küçük taburede oturan Celal de eşlik ediyor. Sigarasının bitmesiyle çayının bitmesini dengelemiş, farkı açmamaya gayret ediyor. Etrafta volta atan yolcular o kadar durgun ki tesiste nefes alan sadece Celal ve şoför var gibi. Onlar da yola odaklanmış halde sadece sefer saatini bekliyorlar. Celal yola bakarken düşünmeye başlıyor -uzun süre sonra ilk defa kendi isteğiyle- bu kadar yola ne gerek var ki ? Tek bir yol olsa, herkes oradan geçse, böyle olsa herkes yoldaş olup sevemez miydi birbirini ? Bu yol teorisini kafasında şekillendirirken çaycı çocuk manzarasını kapatıyor Celal’in - Abi çay içmez misin ? Celal, manzarası kapandı diye mi, çayı henüz bitmediği için bilinmez; çaycı çocuğa daha doğrusu çocuğun annesine sinkaflı sözler ediyor. Çocuk, kutba düşmüş bedevi gibi elinde tepsi; üstünde çaylar hep birlikte buz kesiyorlar. Sonra çözülüyor buzları, çöllerine doğru yol alıyorlar. Sigaralar bitti, yolun artık kenarında değil üstündeler. Şoför direksiyonda, Celal tekli koltuğunda; yolcular hâlâ canlılığa inat biçimde var olmaya çalışıyorlar üstelik gece de artık kuşatmış dünyamızı. Celal’in görmüş geçirmiş başı cama dayalı fakat arada uzaklaşıp tekrar çarpıyor cama. Her çarptığında uykusu bozuluyor, koltuğa sığmayan ağrı içindeki dizlerini fark ediyor. Bir ara camla barışıyor başı, usul usul uyumaya başlıyor bedeni. Dizleri de dinleyeni olmadığı için