"Her insanın bir öyküsü vardır ama her insanın bir şiiri yoktur"
Düşünüyorum da bir zamanlar ;
Susmak zorunda kalıyor olmak ne zordu.
"Ön yargılardan uzak
Eğilip içimize baksak."
Herkese , beklenen her yere aynı anda yetişmekten vazgeçiyor insan. Bir kere konuşan, ifade eden oldun mu, sanki hep bunu yapman gerekiyormuş gibi oluyor aslında böyle bir zorunluluğumuz yok.
Keşke herkes hiçbir durumu olmak zorunda olmasa, duygularına, isteklerine göre seslense anlaşılır olsa. Her zaman birilerine gerçek duygularımla bir şeyler anlatmaya çalıştım. Evet anlattım hakikatten ama baktım ki geçmişe tek yaptığım doğrusu olmayan insanlara anlatmak çabası. Sanırım ben hep bunu yaptım. Yanlış insanlara, yanlış yerlerde, yanlış zamanda doğru şeyler anlatarak anlaşılırım sandım. Yanıldım..
Sonra sustum, susmak zorunda kaldım.
Sonuç mu; içime atan, ne istediğimi bilmeyen, en son beni ne mutlu ettiğini bile hatırlamayan, olaylara karşı tepkisini kaybetmiş, sabah işe giden akşam aynı yolu kullanarak evine gelen ve haftalar geçsin, aylar bitsin diye kendini hayatın akışına bırakan o amaçsız insanlardan oldum.
Neydim ben sahiden?
Nasıl bir hayat istiyordum, bu muydu gerçekten?
Bazen ipi kopmuş bir uçurtma oluyordum bazen de kulelere imrenen bir çukur ..İyi değildim vesselam...
Korkuyordum hem de çok ve bu korkularımı anlatabileceğim hiç kimsem yoktu.
Bir kere daha hatta defalarca soruyordum kendime kimlerin yarası, kimin yarısı idim?. Bulamıyordum, susuyordum..
Bir insan bu kadar yalnız kalabilmeyi nasıl başarır?
Duygularımı saklaya saklaya kendimi tanıyamaz hale gelmiştim.
Zaman geçtikçe her şey yabancılaşmıştı. Ailem, dostlarım , adımladığım sokaklar, hatta kendim bile.
Olgunlaşmak mı , büyümek mi bu, öyleyse yerimde saymayı tercih ederdim.
Çocukken büyümek benim için, her şeyi yapma
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Nevruz: Nawru, Nauruz, Nawroz, Nohrooz, Novruz, Navroz, Naw-Rúz, Navroj, Newroz, Navruz, Navrez, Nooruz, Наврӯз,ნავრუზი, नवरेह, નવરોઝ hangi dilde söylenirse söylensin;
Ortadoğu Halkları; Türkler, Kürtler, Araplar, Çerkezler, Aleviler, Ermeniler, Yahudiler, Yezidiler.
Dağlarına bahar gelsin memleketimizin. Bu arada barışın mimari, her şeye rağmen birlikte ibadet eden, kız alıp veren, birbirlerinin ibadethanelerine saygı gösteren, komşusunun derdini dert bilen halkların da kendisidir. Hiçbir siyasetçi ya da şahsa yüklenemeyecek kadar önemli bir iradedir. O iradeye, o sevgiye de selam olsun.
Barış için, kardeşlik için, dostluk için, yeni güzel başlangıçlar için yeniden doğuş olsun, oraya buraya itelemeden, çekmeden, ihtiyacımız olan nevruz bundan sonraki bütün baharların müjdecisi, gerçek bayram olsun :)
youtu.be/JuQc60mthuU
Eksiklik...
Yokluklarında ihtiyaç duyduklarımıza taktığımız ad.
Olmasını istediklerimizin olması gerektiği yerde olmadıklarında, aklımıza gelen tek sıfat.
Kimi zaman ağlayan bir çocuğun karnındaki açlık, kimi zamansa aşk yoksunu bir kadının ya da adamın tok kalbi.
Kimi zaman damağımızda kalan bir tad, ömrümüze ömür katan bir nefes, üzerimize sinen, buram buram bir tutam koku.
Yeri geldiğinde, dört gözle beklenen sevgilinin bir selamı, otobüse, minibüse binemeyip de yaya devam etmek zorunda kaldığımız, ayaklarımıza kara sular indiren, cebimizde olmayan beş on liranın ismi.
Bazen bir annenin gözlerinden akan gözyaşlarına, tebessümlerinin oranı.
Çalışarak hazırlandığımız tüm sınavlarda beklediğimizden daha da düşük gelen bir ders notu.
Ya da buzdolabı rafında sürekli hazırda bekleyen yarım kesilmiş bir limon.
Bir düşünsenize; içecek bir kahve olmaması, masada bir fincan eksik olmasından daha mı kötüdür?
İstediğimiz anda ulaşamayışımız mı eksiktir yoksa sarılamayacak bir dostumuz olmayışı mı?
Ya da mutluluk verecek bir duyguyu yaşayamamak eksiklik sayılır mı, yaşadığımızda mutluluğumuzu paylaşacak birinin olmaması yanımızda?
"Senden bazı kelimelerin fark edilmemiş güzelliğini anlamak.."
Bir zamanlar ne kadar eksik kaldığımı, hiçbir kitapta özlemek kelimesinin ne anlama geldiğini okumadığımı, hiçbir boşluğun, yokluğunda açılan boşluktan büyük anlamlar taşımadığını senden öğrendim.
"Ama ben en çok şeyi
En kısa zamanda sana söyledim...
Sen Sen SenÖzdemir Asaf · T. İş Bankası Kültür Yayınları · 2003494 okunma
En ufak bir tıkırtıda kalp çarpıntısı yaşayacak kadar ürkek, (bütün dünyaya kafa tutacak kadar cesur kadındır)
ortası yoktur....
Ya koruma duygunuzu kabartır ya da (sığınma duygunuzu açığa çıkartır)
ortası yoktur....
Ya bir kalemde siler sizi, ya da kalbinin en gizemli yerine gömer
ortası yoktur....
Ya yalnızlığını rengarenk yaşar, ya da (kalabalıklar içinde siyaha koşar)
ortası yoktur....
Ya çeker gider bulamazsınız, (ya da taaa içinizdedir), söküp atamazsınız
ortası yoktur...
Yalnız bir kadına yaklaşırken iki kez düşünün:
Ya ateş gibi yanarsınız, ya da su gibi donarsınız
ortası yoktur.....
(Alıntı)