Benim onu sevmemin nasıl bir mucize olduğunu bilmiyor. Belki de sıradan ve vasıfsız bir şey gibi görüyor bunu. O da haklı. Neredeyse tanıyan herkes sevmiş onu. Farklı boyutlarda elbet. Ama bir şekilde sevmiş. Zaten onu birazcık tanıyan birinin kayıtsız kalması, sıradan biri gibi davranması mümkün değil. Fakat ben ne yapabilirim? Anlatamıyorum. Anlatamamamın sıkıntısı içimdeki telaşı kat be kat artırıyor... Seni en çok ben seviyorum desem, en başka ben seviyorum ve en başta, herkesten çok, en çok, en... Ne en? İçimden geçenleri bilse koşup boynuma sarılır. Oysa sadece anlatabildiğim kadarını biliyor. Anlatabildiğim kadarını... Anlatabildiğim kadarıyla ne yapılabilir? Birer çay içilebilir belki..
Doldur şu kadehleri de geceyi şaraba boyayalım'' dedi Eleni. Ve ardından herkese küçükdillerini yutturacak şu cümleyi kurdu: '' Asıl bomba haber bende. Biraz dinleneyim size büyükbabam Mehmet Efe ' nin anneannem Eleni ile hikayesinin gizli kalan yanlarını anlatacağım.''
İlk tepki Aret'ten geldi. '' Neeee Mehmet Efe büyükbaban mı?''
Şaşkınlıktan dillerin lal olduğu o sessizlik anı , kulakları sağır eden bir patlama ile darmadağın oldu...
Kayra bir gün bana "Mutsuzluğuna hiçbir çare aramıyorsun" demişti . En büyük acının kendinin ki olduğunu düşünüyorsun. Dünyadan haberi olmayan bütün geri zekalılar gibi.