Toplumsal görev duygusu, gelenekler, karşılıklı ekonomik çıkarlar, çocuklara olan ortak ilgi, karşılıklı bağımlılık ya da korku, bazen de birbirine duyulan nefret, genellikle “sevgi” olarak yaşanır.
Sevmek, yaratıcı bir etkinliktir. Bir insana (ya da şeye) ilgi duymayı, onu tanımak istemeyi, onu anlamayı, doğrulamayı ve onun yanındayken sevinç duyabilmeyi doğurur.
Kendimizi işe karıştırmadan, karşımızdakini kendi bütünlüğü ve “öyle oluşu” içinde görmeyi başarabilirsek, hem onun kişiliğini ve kendine özgü güçlerini tanıyabilir, hem de onu bütün insanlığın bir parçası olarak algılama imkanına kavuşuruz.