Karamanoğlu’nun Harman danası lakabıyla bir nedimi vardı. Gayet şişman ve pek güleç olup çevresine neşe saçardı. Kaçtıkları sırada at tepmekten yorulmuş, canından bezmiş olduğu halde Karamanoğlu’na hitapla:
“ Han’ım Osmanoğlu’nun ölüsünden böyle kaçınca , dirisi gelmiş olsaydı ne yapar , ne eder, nereye giderdik “ diye sordu.
Benim avuçlarımdan süzülen, işte o kaynaktan aldığım sudur; ve bu suyun eğer bulanık bir tarafı varsa nefsime , nurani özü de O’na aittir.
Bugünün , yeşillikler ve pırıltılar içinde suyu arayan ceylan gençliği o pınara koşsun!
Allah için öfkeden başka hiçbir davranış kabul etmiyorum. Benim kalbim kırılmak içindir ; başkalarının kalbiyse okşanmak için…Asıl ben , kalb kırmamaya bakayım…