Fatma Zeytin

Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

Fatma Zeytin

, bir kitabı okumaya başladı
İhsan Oktay Anar
8.5/10 · 67,8bin okunma
Zorluk ve kolaylık bizim içindir. Allah için zorluk yoktur. Dilediğini dilediğine verir ve ummadığımız kapıları açar. Öyle bir açar ki çoktan işin içinde buluruz kendimizi. Oldurmak istediğinde önümüze çıkardığı sebepler, kolaylaştırdığı işler, hiç ilgisi yokken hayatımıza dâhil olan insanlar ve nicesi. Allah’ın açtığı kapıyı kapatabilecek, kapattığını da açabilecek kimse yoktur. Biz bunu bildiğimizi düşünüyoruz ama sindiremiyoruz. Bekletiyorsa güzelleştiriyordur diyoruz mesela. Oysa Allah’ın böyle bir borcu yok. Alacaklı değiliz. Hz. Nuh dokuz yüz elli sene bekledi ve oğlu helak edilenlerle beraber suların altında kaldı. Burada güzelleştirilen neydi? Hz. Süleyman daima mülk saltanat refah içinde yaşarken; Allah, Hz. Eyüp’ü zorlukla, hastalıkla imtihan etmek istedi ve etti. Neden Hz. Süleyman hasta olmadı diyebilir miyiz? Hüsnüzan etmekle alacaklı olduğumuza inanmak, aynı şeyler değildir. Elbette ümit ederiz, dua ederiz, bekleriz. Mümin ümitsiz olmaz. Ancak mümin, ümit ettiği için her arzusuna kavuşmak zorunda olmadığını da bilir. Hüsnüzan etmek, güzeli beklemekte hiçbir beis yok. Fakat bekliyoruz diye istediklerimizin olacağına inanmak, olmadığı takdirde küskünlüğe sebep olur. Haksızlığa uğradığımızı düşünürüz. Çünkü Allah, hikmetiyle nimetleri pay eder. Bazıları, diğerinin yıllar boyu beklediğini hemen elde eder. Bazıları yıllar sonra, bazıları hiç. Hayatta herkes aynı acıları çekmez. Bazen şükür imtihanı vardır. Hiç büyük bir acı ve keder yaşamadan ömrünü tamamlayanlar da vardır. Acılarımızı hafifletmek için, mutlu insanların yalandan mutlu olduğunu düşünmek ne derece makul? İnsanlar gerçekten mutlu olabilir. Mutluluk vardır. Sevmek ve sevilmek, kavuşmak vardır. İlk gençlik çağlarında heveslerini yaşamak vardır. Maddi manevi bolluğun nasip olması vardır. Hemen
Sayfa 150·Kitabı okudu
Sonsuz cesaret diye anılmama vesile olan nice hamle, belki de salt korkuydu. Ben dahil kimsenin göremeyeceği kadar iyi saklanan bir korku. Düşersem, kaldıran olmaz diyerek hep dik yürüyen birileri tanır onu.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Gece uyumadan hemen önce kimiz mesela. Bir insana inanmışken bütün kalbimizle, üzerimizden taşan neşe ve tükenmez zannettiğimiz yaşama sevinciyle kimiz. Olasılıkları daha fazla düşünür olduğumuzda, artık daha az konuştuğumuzda, rüyalarımızı anlatmayı bıraktığımızda. Eskiden olsa o suya elli kere atlayıp ne kulaçlar atacakken, şimdi günlerce kıyıda durup suyu seyrederken kimiz. Hiç yalan söylemem, ben hiç üzülmem, umurumda olmaz, yanılmam, yenilmem. Çok bilirim, öyle çok bilirim ki kimseye bilecek bir şey kalmaz. Ben ölsem yapmam öyle. Sen hiç öldün mü? Tüm bu fırlatışlar tek tek geri döner. Reddettiğimiz, tümüyle yok saydığımız yönlerimizi paşa paşa tanımak zorunda kalırız. Zaaflarla, sorunlarla, yanlışlarla; iyi ve kötü yanlarımızda bir bütün olarak insan olduğumuzu anlarız. Ben şöyle biriyim diye başlayan cümlelerin tırı vırı olduğunu; nasıl biri olduğumuzu anlamak için kaç sefer boyumuzun ölçüsünün alınacağını, tek bir yönden ve durumdan ibaret olmadığımızı. Esas tanışmanın vedalaşırken yaşandığını. Hep diğer ihtimalde aklımızın kalacağını ama neyi seçersek seçelim bu dünyanın sonsuz saadet yurdu olmadığını. Konuşarak çok az şeyi anlatabileceğimizi, aslında anlatmak diye bir şey olmadığını. İnsan olmanın sancısını duymanın pek çok galibiyetten yeğ olduğunu anlarız. Küçümsediğimiz, burun büktüğümüz nice sahnenin içinde başrol oluveririz bir sabah ve denir ki: Üç iki bir, kayıt!
Sayfa 40·Kitabı okudu