Birbirimize baktık ve o gecenin yaşamlarımızda bir kilometre taşı olduğunu, birlikteliğimizin korkunç önemli, korkunç derecede ciddi olduğunu biliyorduk. Ama hüzün verici bir andı aynı zamanda, çünkü ben hayatın saçma ve gülünesi yanını da severdim ve hayatın o yanını mazide bırakmıştık artık.
doğacak bebeğinin annesi ile tartışmaz insan. elinden geleni yapıp onu mutlu etmeye bakarsın. onun gözünde değerini yitirmişsindir, sana zor tahammül etmektedir, rolün asgariye inmiştir ve katlanmaktan başka çaren yoktur. çünkü senaryo böyle yazılmıştır.
bir gece onu eskiden arzuladığım gibi arzuladım ve yatağına girip sarıldım. uyuyordu. uyandı, gece lambasını yaktı, dirseğinin üstünde doğrulup acıma duygusu ile baktı bana.
''nefsine hakim olmaya çalışsana'' diye gülümsedi. ''seni güçlendirecektir.''
''güçlenmek isteyen kim?''
yukarı çıkıp banyomu yaptım. bir saat yattım sıcak ve rahatlatıcı suyun içinde, zaman zaman kestirerek. bedenimi temizlemekten çok zihnimi arındırmak için ihtiyaç duyarım banyoya. düşüncelerim yaz ayında masmavi bir gökyüzüydü, beyaz bulutları andıran hoş nesneler geçti gözümün önünden; newport sahilindeki yelkenliler, fox hills golf kulübünün üçüncü çimenli yolu, willa cather'ın düzyazıları. bütün harikulade ve eşsiz güzellikleri düşlüyordum banyoda.