yukarı çıkıp banyomu yaptım. bir saat yattım sıcak ve rahatlatıcı suyun içinde, zaman zaman kestirerek. bedenimi temizlemekten çok zihnimi arındırmak için ihtiyaç duyarım banyoya. düşüncelerim yaz ayında masmavi bir gökyüzüydü, beyaz bulutları andıran hoş nesneler geçti gözümün önünden; newport sahilindeki yelkenliler, fox hills golf kulübünün üçüncü çimenli yolu, willa cather'ın düzyazıları. bütün harikulade ve eşsiz güzellikleri düşlüyordum banyoda.
"Bana, özgür iradeye inanmıyormuşsunuz gibi geliyor" dedi, Billy Pilgrim.
"Dünyalıları inceleyerek o kadar zaman harcamamış olsaydım" dedi Tralfamadore'lu, 'özgür irade' ile ne demek istendiği hakkında hiçbir fikrim olmazdı. Evrende hayat bulunan otuz bir gezegene gittim, ayrıca yüz tanesi hakkında da raporlar okudum. Sadece Dünya'da özgür iradeden bahsediyorlar."
"Neredeyim?" dedi, Billy Pilgrim.
"Dünya'dan üç yüz milyon yıl uzaktayız, bizi Tralfamadore'a götürecek bir zaman bükülmesine doğru gidiyoruz."
"Nasıl, nasıl geldim buraya?"
"Bunu size izah etmek için bir başka Dünyalı lazım. Dünyalılar izahat konusunda müthişler, bu olayın yapısının niye böyle olduğunu izah ederler, başka olayların nasıl başarılabileceğini yahut bertaraf edilebileceğini anlatırlar. Ben Tralfamadore'luyum, bütün zamanı sizin rocky dağları'nı sıra sıra gördüğünüz gibi görürüm. Bütün zaman bütün zamandır. Değişmez. Sadece vardır. An an alırsan, hepimizin, daha önce de söylediğim gibi, kehribar içindeki böcekler olduğumuzu görürsünüz."
sonunda sol elimi ellerinin arasına alıp parmaklarımı keşfetmeye girişti. elimi çekmeye çalıştım, ama nafile, parmaklarımı teker teker öptü. büyük bir acıma duygusu kapladı içimi;
anneme ve benliklerini tamamen kaplayan o annelik tutkusuna sahip bütün kadınlara acıdım.