arkadaşımın yanına gittim ve ona konfüçyüs kitabımı gösterdim.
''nasıl yani bu kitabı okumamış mıydın?''
konfüçyüs'ü bilmemek ona hiç pilav yememiş olmak kadar saçma geliyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
aynada kendi yüzümle karşı karşıya gelmekten bariz bir şekilde kaçınıyorum. ondan nefret ediyorum. on saniyelik kısa bir mesajı bile midemi böylesine altüst etmeye yetiyor. aslında yapmam gereken tek şey, ''zamanım yok'' gibi bir cümle geveleyerek ona mesaj atmak.
bu karara bağlı kalmak için büyük çaba harcıyorum, zaman akıyor. sonra derin bir nefes alıyorum ve hızla yazmaya başlıyorum. başımdan aşağıya soğuk terler boşanırken 'gönder' tuşuna basıyorum. parmaklarımın istemim dışında bir şeyler yazdığını anladığımda, midem yanmaya başlamıştı bile.
''selam. mesajını dinledim. yarın bana uyar. beni nerede bulacağını biliyorsun.''
işte bunları yazdım. gözlerimi kapıyorum ve başımı sallıyorum. çaresiz durumdayım. bu durumu kontrol edemiyorum. ne kötü! aynı zamanda hem suçlu ve hem de rahatlamış hissediyorum.