1789 yılında Paris’te bir ayaklanma oluyor, bu ayaklanma büyüyor, taşıyor ve ulusların Batı’dan Doğu’ya hareketi şeklini alıyor. Bu hareket birkaç kez Dou’ya yöneliyor. Doğu’dan Batı’ya doğru bir karşı hareketle çarpışıyor, 1812 ılında son haddine, Moskova’ya ulaşıyor ve fevkalade bir dönüşle Doğu’dan Batı’ya bir hareket başlıyor.
XIV. Louise çok gururlu, kendine güvenen bir adamdı, şöyle metresleri, böyle bakanları vardı; Fransa’yı kötü idare ediyordu. Louise’nin mirasçıları da zayıf insanlardı, onlar da Fransa’yı kötü idare ettiler. Onlarında şöyle gözdeleri, böyle metresleri vardı. Sonra bu sırada birileri çeşitli kitaplar yazdı. XVIII. Yüzyıl sonunda Paris’te iki düzine kadar insan toplandı, bunlar bütün insanların eşit ve özgür olduğunu söylemeye başladılar. Bu yüzden bütün Fransa’da insanlar birbirini doğramaya, boğazlamaya başladı. Bu adamlar kralı ve daha birçok kimseyi öldürdü. Bu sıralarda Fransa’da bir dahi vardı: Napoleon. O her yerde herkesi yendi, yani birçok insanı öldürdü; çünkü büyük bir deha sahibiydi. Neden bilinmez, Afrikalıları öldürmeye gitti; onları o kadar iyi öldürdü ki, o kurnaz ve zekiydi ki, Fransa’ya dönünce herkesin kendisine boyun eğmesini emretti. Ve herkes ona boyun eğdi. İmparator olunca halkı öldürmek için İtalya’ya, Avusturya’ya, Prusya’ya gitti. Onlarda birçok insan öldürdü. Rusya’da ise İmparator Aleksandr vardı ki, Avrupa’da düzeni yeniden kurmak istiyordu, onun için Napoleon’la savaştı. Fakat 1807’de birdenbire onunla dost oldu, 1811’de yine bozuştular, yine birçok insanı öldürmeye başladılar. Napoleon 600 bin kişiyle Rusya üzerine yürüdü ve Moskova’yı işgal etti; sonra ansızın Moskova’dan kaçtı, o zaman İmparator Aleksandr, Stein ve başkalarının öğütlerinden yararlanarak Avrupa’nın huzurunu bozan adama karşı silaha