Ünsüz Düşünür

Ünsüz Düşünür
@Famelessthinker
Doscendo discimus
Lôvalvaziyen Endüstri: Orta Taş Çağı’nda insanlığın en önemli başarılarından biri Lôvalvaziyen (Levalloisian) Endüstri yontma teknolojisidir: Önce, yassı tabakalara sahip olan (kaynak türü) kaya parçaları bulunur. Bunlar, yapılması düşünülen aracın dış çizgilerini alana dek özenle yontulur. Sonra, ondan her bir vuruşta (“yonga” denen) bir tabaka koparılır. Bunların her biri, başkaca işlemden geçirilmeye gerek kalmadan kullanılabilecek bir araç demektir. Böyle bir teknik, insanlığın ilk “seri üretim” etkinliği olarak nitelenebilir.
Sayfa 163·Kitabı okudu
Bilim
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
ilkel topluluğun yapısı, eşitliğin herhangi bir nedenle bozulması durumunda, eşitliğin dengesinin yeniden kurulması yönünde işler: Bir kişinin ya da bir ailenin, rastlantı, çaba ya da yaratıcı düşünce sonunda, ötekilerden fazla besin sağlaması söz konusu olamaz. Çünkü avcılık da, toplayıcılık da kolektif etkinliklerdir. Diyelim buldu ve sakladı; sakladığı anlaşılacaktır. Toplulukta birileri açken onun yiyeceği saklaması kınanacaktır. Onlar kınamasa bile, sakladığı yiyeceği varken bir yakınının açlıktan ölmesine gönlü razı olmayacaktır. Oldu; bir gün yakınları, sakladığını anlayıp gelip zorla alabileceklerdir. Alamadılar, her zaman fazla besin bulup biriktiremeyeceklerdir. Biriktirdi; pazar ekonomisi ve para olmadığı için onları satıp kazandığı parayı toplumsal, siyasal, askeri vd. erek dönüştüremeyecektir. Soyuna miras bırakamayacaktır. Ayrıca, bir gün kendi işleri bozulduğunda başkalarının yardımlarını gereksinim olunca, onların yardımlarını isteyebilmek için, onlara yardım edecektir. Kısacası, ilkel avcı ve toplayıcı topluluğun hem altyapı hem üstyapı öğeleri¹²⁸ bozulan eşitliği yeniden kurma yönünde işleyecektir. Öyle ki buna “kararlı denge yasası” denebilir.
Sayfa 155·Kitabı okudu
Bilim
Diyebiliriz ki insanlar, bir şey yaparken (hayvanlardan farklı olarak) aslında, iki şeyi birlikte ve aynı anda yapmaktadırlar: Birisi, bir gözlemde ya da bir eylemde bulunurlar. Ötekisi, söz konusu gözlemin ya da eylemin imgelerini, simgelerini belleğe işleme eyleminde bulunurlar. Böylece insanlar “nesneler dünyası” yanı sıra, kurdukları bir “simgeler dünyası” içinde yaşarlar. Neredeyse, nesneler dünyası kadar simgeler dünyasına da tepki verirler. Bu nedenle, hayvanlar daha çok “an” içinde yaşarken, insanlar aynı zamanda hem “an” (eylemleri) hem “geçmiş zaman” (anıları) hem “gelecek zaman” (düşleri) olmak üzere, üç boyutlu bir zaman içinde yaşamaktadır.
Sayfa 97·Kitabı okudu
Bilim
Antropologlar, dikilmenin en önemli sonucunun, önayakların bedenin yükünü taşıma “tutsaklığından” kurtulması olduğunu söylüyorlar. Ön ayakların yükten kurtulup, nesneleri evirip çevirme (manipülasyon), taşıma, onları aracı olarak kullanma yolunda “özgürlüğe kavuşması” olduğunu belirtiyorlar. Bu gelişme, hominid anaatalarımızın nesnelerle ilişkisini değiştirmiş, onlara yönelik algılarını etkilemiş, onlarla kurmaya götürmüş, bu yöndeki gelişmeleri daha başarılı biçimde gerçekleştirmiştir. Bu yüzden gelişmeler, insanın yakın hayvan anaatalarını, giderek daha “sistemli” biçimde “araç kullanan canlı” durumuna getirmiştir.⁵² Öte yandan, serbest kalan eller ve kollar, annenin yavru ile “ilişkilerini” yoğunlaştıracaktır. Aralarındaki “duygusal” etkileşimi pekiştirecektir. Bütün bu gelişmeler, uzak hayvan anaatalarımızın yakın hayvan anaatalarımıza doğru evrim göstermesi anlamına gelir.
Sayfa 66·Kitabı okudu
Bilim
Bu bakımdan İnsanlık Tarihi, diyebiliriz ki bize, “insanlığı” da öğretecektir. Böyle bir tarih ve toplum anlayışı, insana, öteki insanların davranışlarını ve düşüncelerini yargılamadan önce, yapıların “nedenlerini” araştırıp onları “anlama” alışkanlığı kazandıracaktır. Öyle ki “onun yerinde, onun içinde bulunduğu koşullar içinde ben bulunsaydım, ben de öyle davranabilirdim” demeyen, ne insanı anlamıştır ne de insanlık tarihini!
Sayfa 26·Kitabı okudu
Alıntı