Ünsüz Düşünür

6/10
·312 syf.·
13 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 05:51
·
2026 8. kitabı
Douwe Draaisma
8/10 · 81 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Çocukken günlerimizin neden uzun, yaşlıyken zamanın neden çok hızlı geçtiğini bu açıklıyordur belki de: saat zamanını farkında olmadan psikolojik zamana göre okuyor olmamız. Carrel, nesnel zamanın, saat zamanının vadiden akan bir nehir gibi düzgün bir hızda aktığını belirtir. Hayatının başlarında insan nehir kenarı boyunca hoplaya zıplaya, nehirden daha hızlı koşar. Gün ortasına doğru hızı düşer, adımları nehirle aynı hızdadır. Akşama doğru yorulur. Nehir ondan daha hızlı aktığı için arkada kalır. Nihayet durur ve o zamana kadar hız hiç değişmeden kendi halinde akmakta olan nehrin kenarına ilişiverir.
Sayfa 243·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Yaşlılık ise klasik tiyatronun değişmez sahnesi gibidir, basit bir yerdir, bazen her şeyi tek bir hâkim faaliyetin etrafında toplayan, gerisini bertaraf eden tam bir zaman, yer ve hareket birliği, bazen de zaman, yer ve hareket yokluğudur. Haftalar, aylar birbirine benzer, hayatın monoloğu sürer gider. Bütün bu imgeler tek bir imgeye bütünleşir. Muhayyilede zaman kısalır. Keza arzu da kısalır: Hayatımızın sonuna yaklaştıkça her yıl “Bir yıl daha geçti! Ne oldu bu zaman içinde? Neler hissettim, gördüm, neler geçirdim? Geride kalan üç yüz altmış beş gün nasıl oluyor da birkaç aydan uzun değilmiş gibi geliyor bana?” der dururuz. Zamanın perspektifini uzatmak istiyorsanız, imkânınız varsa içinizi binlerce yeni şeyle doldurun. Heyecan verici bir seyahate çıkın, çevrenizdeki dünyaya yeni hayat nefesi vererek kendinizi yenileyin. Geriye dönüp baktığınızda yol boyunca sıralanan olayların ve katettiğiniz mesafelerin muhayyilenizde üst üste yığıldığını, görünür dünyanın bütün bu parçalarının uzun bir sıra oluşturduğunu ve yerinde bir ifadeyle söylendiği gibi, ömrünüze ömür kattığını fark edeceksiniz.
Sayfa 225·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Gündüz, normal şartlar altında belleğiniz dost bir kılavuzdur, sırrınızı paylaşmaya alışkın, size yardımcı olmak için elinden geleni yapan yakın bir arkadaştır. Gece, uykunuzun gelmediği zamanlarda ise belleğinizin hilekâr karakteri kendini belli eder. Yatağınızda (Funes gibi) yardıma muhtaç bir şekilde yatarken belleğiniz bitmek bilmez karanlık hikâyeleriyle sizi uykunuzdan alıkoyan bir gadara dönüşür. Bundan kurtuluş yoktur. Belleğinizle baş başasınızdır, hatırınıza getirdiğiniz her şeye adeta felç olmuşçasına sabit bir biçimde bakarsınız. İmgeler, imgeler, imgeler, zihin gözünüzün odağına günler boyu olup bitenler yerleşir, kısa bir süre sonra unutacağınız her şey amansız bir film gösterisi gibi gözlerinizin önünden geçer. Uykusuzluktan mustarip olan herkes bir süreliğine kusursuz bir belleğin lanetiyle yaşar. Gecenin uzun süren, bitmek bilmeyen saatleri ağır ağır ilerlerken bir Ireneo Funes'e, bir Solomon Şeraşevski'ye, ansızın kusursuzluk patolojisinden mustarip olmanın nasıl bir şey olduğunu anlayan hafızası kuvvetli birine dönüşürsünüz.
Sayfa 83·Kitabı okudu
Bilim