Marks'ın çok daha büyük boyutluluğu bir yana bırakılırsa, onunla benim aramdaki şudur: Marks dünyayı değiştirmek ister, bense insanı. Marks kitlelere yönelir, ben bireylere.
Binlerce ayartı bizi bu yoldan sürekli saptırmaya çalışır; ama ayartıların en güçlüsü, insanın aslında olduğundan bambaşka biri olmak istemesi, erişilemeyecek ve erişilmesi hiç de gerekmeyen örnek ve ideallerin peşine takılmasıdır.
Ben kendi adıma karşı çıkmayıp bir esrikliğin ya da serüvenin eline kendimi teslim eder gibi acıların eline kendimi teslim ettiğim zaman, en şiddetli acılarla en iyi şekilde başa çıktığımı gördüm.
Nerede bulunuyorsanız bulunun, gerçekten hizmet etmesini, kendinizi gördüğünüz işe gerçekten adamasını, kendinizi düşünmektense yaptığınız işi düşünmesini öğrenin. Bu içine düştüğünüz çölleşmeden sizi çekip çıkaracak yoldur.