“Sık ve çok gülmek; zeki insanların saygısını ve çocukların sevgisini, şefkatini kazanmak; dürüst eleştirilerin takdirine layık olmak ve yanlış arkadaşların ihanetlerine katlanabilmek; güzelliği takdir edebilmek, başkalarındaki 'en iyiyi bulabilmek; sağlıklı bir çocuk, bahçelik bir arazi ya da daha iyi duruma getirilmiş bir sosyal durum yoluyla bu dünyayı olduğundan biraz daha iyi bırakarak terk etmek; bir tek yaşamın bile sırf siz yaşadınız diye daha rahat soluk almış olduğunu bilmek. İşte başarmış olmak' budur.”
Ralph Waldo Emerson
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir tıkla bize bilgi sunan protez belleğimizin yapıtaşlarından biri de Google. Ancak hayatın"google”laştırıldığı bir zamanda, arama motoru bizimneyi ne kadar bilme-mize müsaade ediyorsa o kadarını biliyoruz. Biz Google'ın müşterileri değil ürünleriyiz: Eğilim, merak ve tercihleri reklam verene satılan ürünleriz. Biz onu kullandığımızı sanırken, o bizi kaydeder ve hakkımızda profil oluşturur. Biz onun hakkında pek az şey bilsek de o bizim hakkımızda çok şey bilir. Bu yönüyle panoptikonu da aşan bir gözetim mekanizmasıdır.
Ben çok parayım
Dedi
Kasanın biri
Kasanın birine.
Bir masa, aradan
Ben yasayım dedi
Masanın birine
Öbür bir masadan.
Bir iskemle
Çok yaşayın dedi,
Kapının birine,
Kapı aralığından.
Gerçek bir pencere
İçin için güldü,
Önce dışına, sonra içine,
Umursamadan.