Herkese iyi aksamlar.
Rus edebiyatının başyapıtlarından Babalar ve Oğullar; iyi kitap okumak isteyenler için essiz bir eser. Turgenyev Her ne kadar Dostoyevski ve Tolstoy ile ayni donemde yasamis olsada ne yazikki onlar kadar populer olamamistir. Ancak kesinlikle okunmasi gereken bir yazardir.
Nihilizmin en önemli savunucularından ve temsilcilerinden biri olan Alman filozof Nietzsche, hiçbir değeri tanımayan ve var olan değerlere, düzene karşı çıkan bir isim. Nietzsche’ye göre eski değerler tamamen atılmalı, yok sayılmalı ve bütün değerler yeniden kurulmalı veya tanımlanmalı.
Turgenyev daha Nietzsche 17 yasinda iken yani 1862 yilinda yazmis oldugu kitapta nihilist bir karakter olan Bazarov'a yer vermistir. Belkide Nietzsche'ye ilham veren en onemli yazarlardan biridir. Bu kitabi gozumde daha da degerli hale getirdi diyebilirim.
Kitabin adindan ben daha net bir baba-oğul çatışması diye beklemiştim ama yazar düşündüğüm kadar durmadı bu konunun üzerinde. Daha çok Bazarov ve onun nihilizmizi uzerine yogunlasilmis. Sayfalar ilerledikce Bazarov'un düşüncelerine daha net hakim oluyoruz, ilk başlar yazar Bazarov'un nihilizmini övüyor gibi görünse de sonlara doğru onun düşünce yapısındaki boşlukları göz önüne seriyor.Eski-yeni kuşağın arasındaki farkın Turgenyev'in kaleminden okumak ve o zamanın Rus yaşam tarzına şahit olmak açısından Babalar ve Oğullar çok uygun bir klasik. Dili açık, okuması kolay bir eser, okumak isteyen herkese öneririm.
“Bir mezarda gömülü olan yürek ne kadar ihtirasli ne kadar günah işlemiş ne kadar isyancı olursa olsun üstünde biten çiçekler bize masum gözleriyle sakin sakin bakarlar.”
Yilin 3. Kitabi sicagi sicagina bitmisken hemen yorumlamak istedim. Gecenlerde bir yarismada Don Kisot'un sevgilisinin adi(Dulsinya) nedir diye sorduklarinda bilemedim ve yeniden okuma vakti geldi diye dusundum. Kitabin 1610 yilinda yazildigini ve ilk roman ornegi oldugu da ek bilgi.Cervantes acaba bu kitabi yazdiginda insanlik tarihinin aklini yuzyillarca yil kurcalayacagini biliyormuydu. Oyle saniyorum ki bu aklinin ucundan bile gecmemistir.
Her sayfasında macera “olay” olan bu kitabı okurken gülmekten kendimi alamadım; derin mesaj içeren cümleler karşısında da düşünüp durdum. Don Kişot’a gülen romandaki tipler de benim gibi şaşırıp düşünmeye başladılar: Bu adam gerçekten zırdeli mi; yoksa bilge biri mi diye? Herkesin okumasi gerektigini dusunuyorum. Inanin ki kendinizden bile cok cok sey bulacaksiniz. Sonuc olarak ta herkeste az bucuk Don Kisot, Cokca da Sanco Panza vardir. Herkese keyifli okumalar