Travması olmayan, olsa da tetiklenmeyen, tetiklense de dış dünyaya hissettirmeyen insanları duyarsız, duygusuz ve hatta ruhsuz sanıyorsunuz. Ama yanılıyorsunuz.
Dünya kimseyi çekmek, kimseye şefkat göstermek, kimsenin yarasını sarmak zorunda değil. Kendi kendine yetememenin ezikliğini duyarlılık, başkalarına bağımlılığı sevgi diye romantize etmeniz bunları erdem yapmaz.
Bazı insanlar yaralarıyla kimlik kurmaz. Acılarını vitrine çıkarmaz. Her tetiklenmeyi çevresine yaymaz. Bu onların daha az insan olduğu anlamına gelmez; aksine duygularının kölesi olmadıklarını gösterir.
Olgunluk, ne hissettiğini dünyaya kanıtlamak değil; hissettiklerini yönetebilmektir. Çünkü derinlik, yara sahibi olmakta değil, yaraların tarafından yönetilmemektedir bence.