Fatih

Fatih
@Fatih50a
Nilüfer / Bursa
Nevşehir, 1 Ocak 1984
63 okur puanı
Temmuz 2019 tarihinde katıldı
Ev ya da oda çoğu kadın tarafından hâlâ bilinçsizce kendi bedeninin uzantısı olarak hissedilir. Bu temsil değerinin en geçerli nedenleri kadının bedeninin yapısında ve işlevindedir. Kadınların bedenleri onlar hamile kaldığı ve çocuk doğurduğu sürece, toplumsal değişiklikler bunun önemini etkilemez. Kadının evi, içinde yaşadığı oda, ona göre bedeninin devamıdır. Bu nedenle, kadınlar evlerinin yalnızca rahat olması gerektiğine değil güzel görünmesine de büyük ilgi duyarlar.
Zaten olmuş, yani artık değiştirilemez bir kötü olay karşısında, ne bunun başka türlü olabileceği, ne de bundan neyle sakınılmış olabileceği düşüncesine izin verilmelidir: Çünkü tam da bu düşünce, acıyı dayanılmaz ölçüde artırır. İnsan kendi kendine eziyet etmemeli.
Kadınlara karşı genel olarak her türlü eleştiride bulunan, kadınların kusurlarını çok iyi bildiğine inanan bir adam, suçlamalarına gülüp geçecek ve görünüşteki kadın düşmanlığının arkasında sevebileceği bir kadına karşı gizli bir arzu olduğunu anlayan ilk sevimli kızın kurbanı olacaktır.
Erkeklerin yoğun fethetme arzusu, serüvenci ruhları, özgürlük aşkları, cinsel dengesizlikleri onları korkutarak evlilik fikrinden uzaklaştırır. Ama onları asıl korkutan yalnızca şudur: Onlar yükümlülüklerini yerine getirmek, sonuna dek sorumluluklarını üstlenmek zorunda olduklarını bilirler. Erkekler ödemek zorunda oldukları yüksek bedelden korkarlar; isteseler de istemeseler de sefalet, ölüm hatta kendini yok etme anlamına bile gelse onları, bu bedeli ödemeye zorlayan dışarıdan bir güç değil, içlerindeki bir şeydir. Kişinin içindeki bu acımasız faktöre psikanalizin verdiği bir ad vardır: Psikanaliz ona “süperego” der. Süperego, erkeklere yükümlülük yerine getirilmediğinde nadiren bu korkunç görev ve suçluluk duygusunu hisseden kadınlardan daha sert davranır; kadınlara nazaran erkeklerden daha yüksek taleplerde bulunur.
Erkekler için evlilik yalnızca sevdikleri kadınla mutlu bir birlik demek değildir. Evlilik görev, zorunluluk, sorumluluk, çaba ve çalışma demektir; evet, evlilik bazen yalnızca işdemektir, çoğu zaman eğlenceye vakit yoktur. Erkeğin içindeki çocuk oyun oynamak ister hatta onun için işi bile bir tür oyundur. Erkeğin içindeki yetişkin giderek oyundan vazgeçmelidir. Eğer erkek evliyse, yalnızca kendisi için değil çoğu zaman öncelikle karısı ve çocukları için çalışmak zorundadır.