Bugün 1 Eylül 2024 pazar.
Hayatımda bazı yenilikler ve yeniliklere kapıların açılması için yıllardır kullandığım ancak beni artık rahatsız eden durumlardan ötürü sildiğim hesabımdan yeni bir hesap ile yeşillenmeye niyet ettiğim bugünden bildiriyorum.
Kimsenin, Hiç kimsenin beni bilmediği bilemeyeceği bir yerde olmak güvende hissettiriyor şuan.
Diğer hesabım için üzülmüyor, yeni hesabımın tazeliği ile ferahlıyorum.
Kitap dışında konuşmak istemiyor, hatta uzun bir müddet konuşmak istemiyorum.
Kendimi bulmak için aldığım bu karar umarım amacına ulaşır.
Kendini kaybedenler bulabilir.. Öyleyse kaybımla bir müddet baş başa kalmam çok büyük lüfüt olacaktır.
✨
Doğduğun ev kaderindir. Bu cümle yüzüme okkalı bir tokat gibi çarptı. Ne yaparsan yap doğup büyüdüğün ev kaderine yön verir. Bazen olmaz, olmaz değil oldurulmaz. Bazı şeyler sana hak görülmez. Sessizce kaderine boyun eğersin. Geriye sadece dalıp dalıp gittiğin uzaklıklar kalır..
"Gök ve yer onların ardından ağlamadı, onlara mühlet de verilmedi." (ed-Duhân, 44/29).
Hiyeroglif metinlerinde:
"Diyarlar senin için yas tutar, sen sıhhatle uyanan olduğun için;
Tanrılardan daha büyük olduğun için gökler ve yer senin için ağlar.”
Bu hiyeroglif metni 19. yüzyılın başlarında çözüldü, o zamana kadar ölü bir dil ve ölü bir alfabede yazılmış bir metin olarak kaldı. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) bu metni bilmesi imkânsızdır. Oysa Kur'an, direkt bu metne cevap vermiştir.
Bu mucize iddiasında doğa olayına muhalefet yoktur. Bu, hiç kimsenin yapamayacağı bir olgu da değildir. Çünkü bugün hiyeroglifler okunur ve ulaşılır olduktan sonra her yazar, bu metinlere atıfla cevap verebilir. Ancak bunun Hz. Muhammed (s.a.v.) döneminde yapılması mucizedir.