Kitap Okur

10/10
·136 syf.··
2020 16. kitabı
"Çocuklar, hepimizin içinde büyük bir kabul görme ihtiyacı vardır ama özgün ve farklı olan şeylerinize de güvenmek zorundasınız; tuhaf ya da rağbet görmeyen şeyler olsalar da. Frost'un dediği gibi 'Yollar ikiye ayrılmıştı ormanda ve ben daha az katedilmiş olanı seçtim, bütün ayrımı yaratan da buydu.' ". Edebiyat öğretmeni John Keating böyle diyordu öğrencilerine. - Her çocuk içinde bir cevher taşır, bu tartışılmaz bir gerçektir. Önemli olan bunu ortaya çıkarabilmesi ve kendi sesini dinleyerek hayatına yön vermesidir. Önce aile sonra ise okul hayatı çocukların kişiliğinde çok büyük etkiye sahiptir. Çocuklar ya özgüvenli ve ne istediğini bilen bireyler hâline gelir ya da bastırılmış, başkaları tarafından belirlenen kalıplara girmiş ve kalbinin sesini dinlemeden belli belirsiz amaçlar peşinde koşan bir insan olur. - Kitapta adı geçen Welton Akademi'sinin dört ilkesinden biri "mükemmellik". Bu ilkenin tanımı ise şöyle öğretilmiş çocuklara, "Mükemmellik sıkı çalışmayla olur. Mükemmellik bütün başarıların anahtarıdır, okulda ve her yerde.". Bu düsturla hareket eden çocuklar gecelerini gündüzüne katarak çalışıyorlar. Bu mudur mükemmellik gerçekten? Sıkı çalışmanın sonucunda mı elde ederiz sadece? Yoksa eşsiz ve mükemmel olan zaten içimizde değil midir acaba? Mükemmelliği harıl harıl çalışarak kitaplarda aramaya gerek yok, kalbine kulak veren ve kendi kimliğini korkmadan kabul eden her birey zaten mükemmelliğe sahiptir.
Ölü Ozanlar DerneğiN. H. Kleinbaum · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 202233,2bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
9/10
·208 syf.··
2020 15. kitabı
Yaşar Kemal öyle bir masal yazmış ki tüm masalların aksine "Yeter uyuduğunuz artık, uyanın!" dercesine. Bu kitabı okumama vesile olan bir yazı okumuştum. Kısaca, "Hayvan Çiftliği'ni okuyup da bu kitabı hiç duymamış olmak.." şeklinde bir serzenişti. Ne kadar da haklıymış. Kitabın konusu bir cümlede özetlenir: Aç gözlü ve acımasız fillerin saldırısına uğrayan karıncaların her şeylerini yitirmelerine rağmen birlik olmayı başarabildiklerinde üstesinden gelemeyeceği zorluk yoktur. Evet bir cümleyle bu şekilde ama Yaşar Kemal neler sığdırmamış ki bu cümleye. Yakaladığım birçok metafor, iğneleme, dokundurma olmasına rağmen bir o kadar da gözümden kaçan vardır, buna eminim. Biraz daha detay verip anlatmaya kalksam konu Hayvan Çiftliği'ne, Fahrenheit'e, oradan da 1984'e bile gider. Kitapta değinilecek birçok önemli nokta var. Detaya girmeyi seven birisi değilim ama sadece birisinden bahsetmek istiyorum ki belki de en önemlisi. Filler Sultanı; karıncaların öz kimliklerini, kültürlerini, atalarını unutmasını istiyor ve sorgulamadan körü körüne kendine bağlı bir karınca toplumu oluşturmak istiyor. Bu sebeple yaptığı ilk hamle karınca dilini yasaklamak oluyor. İşte "dil" in önemi... Burada gerçekten bir süre düşündüm, yozlaşan ve git gide özünden kopan bir Türkçemiz var. Sonumuz hayrolsun. İyi okumalar
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal KarıncaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202515,7bin okunma
10/10
·88 syf.··
2020 14. kitabı
Stoacılık, M.Ö. 300 yılında Kıbrıslı Zenon tarafından kurulan bir ekol. Daha sonra Cicero, Seneca, Epiktetos ve İmparator Marcus Aurelius gibi önemli isimlerce benimsenen bir felsefe. Felsefenin temelinde yatan kavramlar tefekkür, kadere razı olma, sabır, mal ve mülkün geçiciliğinin farkına varma, erdemin üstünlüğü gibi diğer felsefik görüşlerde de karşımıza çıkacak şeyler ama asıl mesele zaten bunları uygulayabilmekte. Epiktetos kendisini dünya malından soyutlamış, hiç evlenmemiş. İyiliğin, erdemin, yardımseverliğin peşinden koşmuş. Tüm bunların ödülü ise gerçek anlamda özgürlük, sükûnet ve arzularından arınmış şekilde huzura ermek diye düşünmüş. Zaten dile getirdiği en temel düşüncelerden biri, insanın arzularından vazgeçmesi; alışkanlıklarının esiri olmaması ve bu sayede özgürlüğe erişmesi olmuş. Epiktetos'un düşüncelerine baktığımız zaman Tanrı inancının son derece belirgin olduğunu görmekteyiz. Fakat ölüm sonrası yaşama inanmıyor, ölümden de korkusu yok ve ölümü sadece bütünün bir parçası olarak yorumluyor. Ayrıca Sokrates'ten son derece etkilendiğini görüyoruz ki Sokrates belki de Tanrı inancına sahip düşünürlerin en başında gelmekte, bazı yerlerde peygamber olduğu bile söylenir. Bu derin bir mesele tabii ama Sokrates'in ahlak ve erdem anlayışına bakarsak son derece üstün olduğunu görürüz. Kitap bir okumada biter fakat anlatılanlar çok derin. Geçmişte kalan bir felsefe diye düşünmeyin zira Nelson Mandela bile bu düşünceden ilham almış. Hayata farklı bir pencereden bakmak, yaşamınızı ve hayat gayenizi sorgulamak için çok güzel bir kitap.
Kendisinin Efendisi Olmayan Hiç Kimse Özgür DeğildirEpiktetos · Destek Yayınları · 20226,3bin okunma
5/10
·136 syf.··
2020 13. kitabı
İlginç bir kitap. Alışık olmadığım bir üslup ve içerik. Üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde hiçbir noktalama işareti kullanılmayan ilk ağızdan anlatımlarla ikiz kızlar tarafından Urbino'da yapılan bir katliama şahit oluyoruz. İkinci bölümde garip sıfatlı tanıkların olayla ilgili anlattıklarını okuyoruz (aslında uzunca kendi hayatlarından bahsedip bir iki cümleyle katliamdan bahsediyorlar) ve son bölümde de Urbino hakkında biraz doğru biraz uydurma yüzlerce bilgiye rastlıyoruz, bir bakıma şehir turu yaparcasına. Eğer sıkılmamayı başarır ve atlayarak okumazsanız söz konusu katliamın sebebini bir yerde yakalarsınız.
Gitmeyecekler İçin UrbinoCem Akaş · Can Yayınları · 202060 okunma
Puan vermedi·50 syf.··
2020 12. kitabı
"YAPMAMAYI TERCİH EDERİM.". Kitapta sıkça yer alan bu cümle Kâtip Bartleby'e ait. Peki kimdir bu adam? Biraz daha detaylı bilgi vermemi isterseniz eğer "vermemeyi tercih ederim". Olay Wall Street'te geçiyor. İşlerini ilerleten bir avukat, kâtip alımı için ilan verir ve Bartleby'i işe uygun bularak kabul eder. Kâtip, rutin işlerini gayet nizami şekilde yapmaktadır ama zamanla avukat onda bir gariplik sezer. Bartleby, kendine verilen masadan neredeyse hiç ayrılmaz, yemek yemez, sohbet etmez, bazen de dalar gider uzaklara. Yine işlerin yoğun olduğu bir anda avukat, Bartleby'den acil olarak yardım ister. İstifini bozmayan Bartleby o meşhur cevabını verir: "Yapmamayı tercih ederim.". Verilen cevap karşısında şaşkına dönen avukat ve kâtip arasında o andan itibaren ilginç bir ilişkiye şahit olmaktayız. Çünkü Bartleby kendisine verilen işleri yapmamayı tercih etmeye devam etmekte; avukat ise ya bu adama bir şekilde iş yaptırmak zorunda ya da onu kovmak zorunda. Gelgelelim bizim kâtip kovulmayı tercih edecek mi sizce? Bu ikilinin gerginleşen ilişkisi çarpıcı bir şekilde son buluyor (tabii nasıl olduğunu söyleyecek değilim). Kitabın sonuna geldiğimizde avukat; bu ilginç adamı çözemediğini, "yapmamayı tercih etme" lerin, bu "pasif direniş" in sebebini tam olarak anlamadığını dile getiriyor. Fakat en son sayfada Kâtip Bartleby ile ilgili olarak sonradan kulağına gelen bir şeyi bizimle paylaşıyor ve işte bu bilgi birtakım şeyleri daha iyi anlamamızı sağlıyor... - Eğer bir kitapta aradığınız şey başı sonu belirli bir olayın birkaç karakter eşliğinde sürükleyici bir şekilde size anlatılması ve bir sonuca bağlanması ise bu kitabı size önermem ama eğer farklı bir olaya tanıklık etmek ve üzerinde düşünülecek bir anti karakteri (Kâtip Bartleby) tanımak isterseniz öneririm. Kitap
Katip BartlebyHerman Melville · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202215,5bin okunma