Fatih Başaran

Fatih Başaran
@FatihBasaran
Ege Üniversitesi/İletişim Fakültesi
Bursa
2 Şubat
87 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Bizim memlekette aydın çoktur, ama Parrhesiastes pek azdır. Bizim gibi ülkelerde Parrhesiastes olmanın maliyeti çok yüksektir. Aslında hiç kimse o kadar babayiğit olmak zorunda değildir. Brecht’in Galilei oyununda dediği gibi “Kahramanlara ihtiyaç duyan toplumlara yazıklar olsun.” Umulmadık hakikatleri genellikle umulmadık kişiler söyler. Ve bunlar genellikle aydın değildir. Çünkü hakikat zincirli zihinlere her zaman çok uzaktır. Etimolojik olarak pan (her şey) ve rhema (söyleyen) sözcüklerinin birleşiminden oluşur. “Her şeyi söylemek” anlamına gelir. Yani parrhesiastes, aklındaki şeyi söyleyen kişidir. Hiçbir şeyi saklamaz, kalbini ve zihnini konuşma yoluyla başkalarına açar. ‘Parrhesia oyunu’ parrhesiastes’in birinci olarak hakikati bilmek, ikinci olarak da böylesi bir hakikati başkalarına aktarmak için gereken ahlaki niteliklere sahip bir insan olduğunu varsayar. Entelektüel, aydın, akademisyen farklı şeylerdir. Bunların içinde hakikat duygusu en güçlü olan entelektüeldir. Entelektüelde daha çok hakikat duygusu, aydında ise ideoloji ağır basar. Akademisyende ise kariyer. Batı’nın hem entelektüeli hem de aydını vardır, bizim ise daha çok aydınımız vardır. Entelektüel bağımsız, hatta asosyal, antisosyaldir. Aydın ise hep fazla sosyaldir.
Sayfa 45·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
“Tanpınar, “her sanatkârda bir melek hâli vardır.” der Huzur’da. Ama aslında belki de “olmalıdır” demek ister. Kendine ait bir cümle kurmak çoğu zaman toplumsal olandan belli bir mesafeyi gerektirir. Üstelik çok güçlü bir hakikat duygusu gerekir. Yazarı melekleştiren işte bu hakikat duygusudur. Hakikate temas edebilmek için mümkün olduğunca saflaşmak gerekir. Her iki anlamda da. Abartılı bulabilirsiniz bu ifademi ama hakikat abartılıdır zaten. Abartmadan hakikatten söz edilemez. Truth kavramını Türkçeye ısrarla “gerçek” ya da “gerçeklik” diye çevirmek de aslında tipik bir modernleşme sendromudur. “Ben Hakikatim!” diyemeyenler, başkalarının tanımladığı, kimlerin ve ne suretle girip giremeyeceklerine başkalarının karar verdiği bir hakikatler dairesi içerisinde kendilerine bir yer bulmuş olmaktan dolayı sevinebilirler. İmkânsız bir yerden konuşabilen ve bunu yaparken toplumsal hakikati, toplumsal iktidardan bağımsız cümle içinde kullanabilen biridir bağımsız entelektüel.”
Sayfa 44·Kitabı okudu

Fatih Başaran

, bir kitap okudu
Puan vermedi·208 syf.·
2024 42. kitabı
İdris Küçükömer
8.7/10 · 178 okunma
“Sağcı olmak çok güç hatta imkânsız. Evvela memleketimde en cahil ve budala insanlar sağcı. Yahut da aşikâr şekilde hain ve ahlaksız. Peyami Safa… Peyami Safa’dan daha iğrencine tesadüf edilir mi?… Sola gelince!… Yarabbim bizde solcu muharrir, solcu şair, genç şair, sol adam, ileri adam, züht, hamakat, cahillik. Ve hepsinden beteri yeni dil. Devrik cümle, tarihi inkârdan daha beter olan tarih bilmemek. Hiç kültürü olmamak. Ne sağcı ne solcu… O halde? Sadece entelektüel ve yalnız başına.” (Ahmet Hamdi Tanpınar; Günlüklerin Işığında Tanpınar’la Baş Başa, s. 207.)
Sayfa 40·Kitabı okudu
Nudge kavramı (“azıcık dürtmek”, bu durumda da bir dirsek atmak, az çok örtülü bir teşvik) Amerikalı iki yazar, hukukçu Cass Sunstein ile iktisatçı Richard Thaler tarafından geliştirilmiştir.¹¹ 1990’lı yıllarda Hollanda’daki Schiphol Havaalanı’nın tuvaletlerinde denenen tipik örnek, bir pisuara çizilen sinek resmidir: Erkeklerin daha iyi nişan alıp yerleri daha az ıslattıkları, dolayısıyla temizlik masrafının azaldığı saptanmıştır. Başka örnekler: doğru istikamette gitmeye teşvik etmesi için zemine yapıştırılan ayak izleri, oturabilmek için önce çözülmesi gereken emniyet kemeri (dolayısıyla düşünmeksizin tekrar bağlanacaktır), “konformist” malumat (mesaj şudur: “İnsanların yüzde 70’i şunu veya bunu yapıyor”, buradaki ima şudur: “Siz neden yapmıyorsunuz?”). Tüm bu teknikler davranış psikolojisi, yani bireyin psyche’si üzerine kendini sorgulamadan “bilişsel önyargılar”ı inceleyen psikoloji dalından kaynaklıdır (öznenin başta bilinçdışı olmak üzere “içselliği”ni hesaba katmayı reddetmenin de dünyanın düzleşmesinin/yavanlaşmasının bir parçasını oluşturduğunu gördük). Ama bu yöntem ancak yavaş işleyebilir, zira çatışma durumlarını idare edemez, yaptırımı yoktur.