Bulvar tiyatrosu ile avangard tiyatronun birbirine karşıt portreleri bizzat oyundan çıkarılabilir: Bir yanda teknik açıklık ve beceri, neşe, hafiflik ve davranışlarda serbestlik gibi ‘’Fransızlara özgü’’ nitelikler vardır; diğer yanda ‘’gösterişli bir sadeliğin ardına gizlenmiş iddia’’, ‘’takdimdeki blöf’’, ciddiyet zihniyeti, mizah yoksunluğu ve sahte ağırbaşlılık, anlatımdaki ve dekorlardaki keder (’’ne derseniz deyin, siyah perdeler ve iskele kesinlikle işe yarıyor’’). Özetle, karşıtlığın bir tarafında, ‘’hafiflikten korkmayan’’, neşeli, keyifli, canlı, sıkıntısız, hayatta-nasılsa-öyle addedilen yazarlar, oyunlar, konular ve sözler vardır, diğer tarafında ise ‘’düşünceye dalmışlar’’, yani kederli, sıkıcı, sıkıntılı ve karanlık olanlar. ‘’Biz kıçımızla güleriz, onlar düşünür’’. Bu karşıtlık aşılamaz, çünkü ‘’entelektüeller’’ ile ‘’burjuvaları’’ görünürde en çok ortaklaştıkları çıkarlarında bile ayırmaktadır.