Fatih Başaran

Fatih Başaran
@FatihBasaran
Ege Üniversitesi/İletişim Fakültesi
Bursa
2 Şubat
87 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Diktatörlerin demokrasilerin altını oymak için en sık başvurduğu yöntem, yargı ve medyadan başlayarak telafi mekanizmalarına birer birer saldırmaktır. Tipik bir diktatör, yargının yetkilerini ele geçirir ve kadroları kendi yandaşlarıyla değiştirir. Propaganda mekanizmasını inşa ederken de tüm bağımsız medya kuruluşlarını susturmaya çalışır. Yargı organları hükümetin gücünü yasal yollarla denetleyemez hâle gelir ve medya, hükümetin görüşlerini papağan gibi tekrarlamaya başlar. Bu durumda hükümete karşı çıkmaya cesaret eden tüm kurumlar ve vatandaşlar, suçlu veya dış güçlerin ajanı olarak yaftalanıp zulüm görmeye başlar. Akademik kurumlar, belediyeler, sivil toplum kuruluşları (STK’lar) ve özel işletmeler ya lağvedilir ya da hükümetin kontrolü altına alınır. Bu noktaya gelindiğinde hükümet, mesela popüler muhalefet liderlerini hapse atarak, muhalif partilerin seçimlere katılmasını engelleyerek, seçim bölgelerinin sınırlarını kendi çıkarlarına uygun şekilde değiştirerek veya seçmenleri haklarından mahrum bırakarak seçimlerde rahatça hile yapabilir. Bu antidemokratik önlemlere yapılan itirazlar ise hükümetin atadığı yargıçlar tarafından bertaraf edilir. Durumu eleştiren gazeteciler ve akademisyenler işten atılır. Görevinde kalabilen yandaş medya kuruluşları, akademik kurumlar ve yargı makamlarıysa bu hileleri, ülkeyi ve sözde demokratik sistemi hainlerden ve dış güçlerden korumak için atılması gereken adımlar olarak överler. Diktatörler genellikle seçimleri tamamen ortadan kaldırmaz; örneğin, Putin’in Rusya’sındaki gibi meşruiyet sağlamaya ve görünürde demokratik bir mekanizmayı sürdürmeye hizmet eden bir gelenek olarak seçim düzenlemeye devam ederler. Diktatörlerin destekçileri bunların antidemokratik süreçler olduğunu düşünmezler. Seçimde elde ettikleri zaferin
Sayfa 131·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Diktatörlük, güçlü telafi mekanizmalarından yoksun, merkezi bir bilgi ağıdır. Buna karşılık demokrasi, güçlü telafi mekanizmalarına sahip yaygın bir bilgi ağıdır. Demokratik bir bilgi ağına baktığımızda bir ana merkez görürüz. Demokratik yönetimlerde hükümetler en önemli yürütme organıdır; dolayısıyla devlet kurumları muazzam miktarda bilgi toplayıp depolar. Bununla birlikte bir sürü bağımsız bağlantı merkezini birbirine bağlayan pek çok tali bilgi kanalı vardır. Yasama organları, siyasi partiler, mahkemeler, basın, şirketler, yerel topluluklar, STK’lar ve vatandaşlar birbirleriyle özgürce ve doğrudan iletişim kurabilirler ve böylelikle çoğu bilgi hiçbir devlet kurumunun onayına gerek kalmadan, birçok önemli karar merkezin otoritesi olmadan alınır. Vatandaşlar nerede yaşayacaklarına, nerede çalışacaklarına ve kiminle evleneceklerine kendileri karar verir. Şirketler nerede yeni şube açacağını, hangi projeye ne kadar yatırım yapacağını ve mal ve hizmetler için ne kadar ücret talep edeceğini kendileri belirler. Cemaatler, düzenleyecekleri bağış ve spor etkinliklerine veya dini törenlere kendileri karar verirler. Özerklik hükümetin otorite kuramamasının bir sonucu değil demokratik bir idealdir.
Sayfa 128·Kitabı okudu

Fatih Başaran

, bir kitap okudu
Puan vermedi·448 syf.·
2024 46. kitabı
Yuval Noah Harari
8.6/10 · 754 okunma
Tarih yazımı, hafızanın yazılı hâle getirilmesi değil, hafızanın biçimlendirilmesidir. Tarih yazımı, hafıza(lar)dan ne kadar uzak ise, o toplum o kadar merkeziyetçi ve otoriterdir. Tarih yazımı, hafıza(lar)a yakınlığı ise bir demokrasi işaretidir. Tarih yazımı bir tür geçmiş inşasıdır. Geçmişin inşası bugünün yapımıdır. Her tarih bugünde, bugün için yazılır. Hedef her zaman şimdiyi zapt etmektir. Bugünü zapt eden geçmişi ve hatta yarını da zapt eder. Olası bir zaman yolculuğuyla geçmişte yapılacak en ufak değişiklik, yapılan her türlü geçmiş inşası bugünü de yeniden kurar. Bu anlamda her tarih yazımı zaman yolculuğudur bir bakıma! Makro düzeydeki değişmeler bireysel düzleme nasıl nüfuz eder? Kitle iletişim araçlarını da anmak gerekir elbette. Radyo olmadan Hitler olur muydu? Şüpheli! Devletin vatandaş inşa edebilmesi için bireyin hafızasına bir şekilde dokunabilmesi gerek sonuçta. Kitle iletişim araçları geliştikçe belki ulusal eğitimin rolü geriliyor. Bunun ne kadar önemli olduğu son dönemlerde anlaşılıyor. Ders kitaplarında ‘temizlik’ yapmak neredeyse demokratikleşmenin olmazsa olmazlarından biri artık. Bugünün temizliği aslında dünün kirinden arınmayı işaret eder. Bugün temizlik yapıyorsanız, dün yaptığınızın kirli olduğunu kabul ediyorsunuz demektir.