Cumartesi sabahları, tüm günü kitaba ayırmayı severim, hele bir de yeni bir kitap ise. Kitabı elime aldım, başladım, 1sayfa gittim, gitmedim, bu ne abi ya, Allah aşkına,, rahmetli olmuş Gönül ablamız, Allah rahmet eylesin. Tavsiyem, altın kitapların özellikle çoğunda parmağı olan bu ablamızın kitaplarını okumamanız, stephen king'e hakaret,, Bu kitabın girişi olan ilk paragrafı İngilizce olarak altta veriyorum. Bakın Google translate, gerçek manasa söylüyorum daha iyi çevirmiş.
İNGİLİZCESİ
The desert was the apotheosis of all deserts, huge, standing to the sky for what looked like eternity in all directions. It was white and blinding and waterless and without feature save for the faint, cloudy haze of the mountains which sketched themselves on the horizon and the devil-grass which brought sweet dreams, nightmares, death.
GOOGLE TRANSLATE ÇEVİRİSİ
Çöl, tüm çöllerin en yücesiydi; uçsuz bucaksızdı, her yöne doğru sanki sonsuzluk gibi uzanan bir mesafe boyunca göğe doğru yükseliyordu. Beyazdı, göz kamaştırıcıydı, susuzdu ve ufukta beliren dağların hafif, bulutlu pusu ve tatlı rüyalar, kabuslar ve ölüm getiren şeytan otu dışında hiçbir özelliği yoktu.
--ORJİNAL KİTAP GÖNÜL SUVEREN ÇEVİRİSİ
Bütün çöllerin tapınağıydı burası. Gök kubbesinin altında her yana doğru sanki milyonlarca kilometre uzanan dev bir düzlük. Bembeyaz çöl. Gözleri kamaştırıyordu. Burada bir damla su bile yoktu. Çölün kendince bir özelliği olduğu söylenemezdi. Sadece ufukta hafif, beyaz sislere benzeyen dağlar yükseliyordu