Bilgiyle hayatına katkı sağlamak isteyen herkesin temel düzeyde bilgiyi doğru kullanabilir bir yöntemler dizgesi geliştirmesi gereklidir. Alınan her türlü bilgi; kişisel ihtiyaç ve tecrübe süzgecinden geçirilerek dönüştürülmez, üzerinde tefekkür edilerek içsellestirilmez ve denemelerle sınanmazsa zihinsel kalabalık oluşturmaktan başka bir işe yaramaz.
Yaklaşık yedi yıl içinde bedenimizdeki neredeyse tüm hücrelerin yenileri
ile değistirildigini biliyoruz. Yani maddesel olarak yedi yıl önceki halimizle neredeyse ilişkimiz yok.
Sağlıklı bir zihin, sakin ve dingin bir zihin değildir. Sağlıklı bir zihin; her deneyimi hemen "iyi" yahut "kötü" diye etiketlemeden üzüntüyü, sevinci, arzuyu veya diğer tüm duyguları olduğu gibi deneyimleyebilen, onların kişisel olarak nasıl bir mesaj taşıdığını düşünebilecek ve hissedebilecek özgürlüğe sahip bir zihindir.
Halbuki bilmediğimiz konularda tereddütsüz "bilmiyorum" diyebilmek müthiş bir meziyettir ve görünen o ki pek az sayıda insanda bulunur. Tevazuun anahtarı "bilmiyorum" kelimesinde gizlidir. Bilmiyorum diyebilmek, öğrenmenin kapılarını sonuna kadar açar.
Bilmiyorum diyebilen aynı zamanda "bilmek istiyorum" diyebilendir. "Biliyorum" dediğinizde artık öğrenecek bir şeyiniz de yok demektir. Biliyorum demek, öğrenme fırsatlarını elinin tersiyle itmek demektir. "En doğrusunu ben bilirim." diye düsünmek ahmaklığın açık bir işaretiyken, "Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir." diyebilmek (Socrates), bu nedenle bilgeliğin zirvelerini temsil eder.