Bize beslenen sevginin (çocuklarımız yahut başkaları tarafından) boyutu taleplerimiz, fedakarlıklarımız ya da ihtiyaçlarımızla değil, kendi sevme kapasitemizle orantılıdır.
Sevgiyi almak ve satmak için kullanırız. Bu durumun örneklerinden biri de coğu ebeveynin, onlara baktıkları için çocuklarının kendilerini sevmesini beklemeleridir. Elbette ebeveyn ısrarcı davrandığında çocuklar yalancıktan da olsa bazı sevgi eylemlerini yapmayı öğrenirler fakat bir şeyin karşılığı olarak talep edilen sevginin aslında sevgi olmadığı er ya da geç anlaşılır. Bu tür bir sevgi "sağlam bir temele oturmamıştır" ve çocukların erken yetişkinlik döneminde çatırdayarak yerle bir olur.
Ah sevgilim birbirimize içten olalım
Çünkü dünya hayaller ülkesi gibi önünde uzanır.
Öyle çeşitli, öyle güzel, öyle yeni...
Ama ne neşesi, ne sevgisi, ne ışığı gerçek
Ne bir huzur, ne bir keskinlik, ne acıya çare var
Büyüyen bir karanlık içinde
Karanlık bir ovadayız.
Bir kimseyi, başka birini sevme özgürlüğünüz olmadığı yahut sözkonusu kişiyle doğuştan gelen tesadüfi bir kan bağınız olduğu için sevmek sevgi sayılmaz
"Tıpkı barış için olduğu gibi, sevgi çığırtkanlığı yapanlar genelde sevgiyi en az gösterenlerdir. Bütünlüğe ulaşmanın başlıca sorunu, hatta kurtuluşun anahtarı kendimizi sevmeye ve sevilmeye açmaktır."