Anda yaşamak mümkün değil, ya gelecekte ya geçmişte, ya endişe ya pişmanlık içinde yaşanıyor! Oysa ilahiyatçılar çok net; günahkâr olmanın şartı, hatta tanımı bu. Şimdisi olmayan bir insan.
"Günün birinde artık olmayacağıma göre, kim olduğumu bilmenizin hiçbir önemi yok." Kimliğimizi kafasına takan ve bizi mutlaka bir kategori ya da bir tanıma sıkıştırmaya heves edenlere hepimizi vereceği cevap bu olmalı.
Hafızamızın çökmesinin ardından ayakta kalmayı hak eden tek anlar Birinci ya da Sonuncu olmadığımız için kendimizi bir türlü bağışlayamadığımız anlardır.
"Hakikat nedir?" temel bir soru. Fakat "Hayata nasıl katlanılır?"ın yanında lafı bile olabilir mi? Peki ya "İnsan kendine nasıl katlanır?" hepsini yaya bırakmıyor mu? — İşte kimselerin cevaplayamadığı esas soru.