Her topraktan çömlek olmayacağını anladım.
İnsan gibiydi yani.
Önce ezilmek, kırılmak, hamken tam olmak gerekiyordu. Sonra yanmak gerekiyordu.
Ben de öyle yaptım; bir insanı yetiştirir gibi bir çamuru çömlek yaptım. Kimseyi değil, kendimi koydum tezgâha. Kendi nefsimin çamurunu kardım, ezdim, yoğurdum, pişirdim onu.
Olağanüstü olayların, ruhlarını derinden yaraladığı öyle insanlar vardır ki kemanın tellerinden duyulan her melodide onlar için gizli bir acı saklı olur.