Fatma

Kitleler isimsiz ve dolayısıyla mesuliyetsiz oldukları için, fertleri daima, her yerde zaptedici rol oynayan kendi mesuliyet duygularından tamamen uzaklaştırırlar ve onları içgüdülerine daha kolayca teslim ederler.
Sayfa 32
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir psikolojik kitlenin en çok göze çarpan özellikleri şudur: kitleyi meydana getiren fertler kimler olursa olsun; yaşama tarzları, işgüçleri, karakterleri yahut zekaları ister benzer ister ayrı olsun, kalabalık durumuna gelmiş olmaları onlara bir nevi kolektif ruh aşılar. Bu ruh onları her biri tek başına, ayrı ayrı bulundukları halde duyacaklarından, düşüneceklerinden ve yapacaklarından tamamıyla başka hissettirir, düşündürür ve yaptırır. Bazı fikirler, bazı hisler önce kitle halinde bulunan fertlerde zuhur eder veya fiil sahasına çıkar. Psikolojik kitle, bir an için birbiriyle kaynaşmış, farklı unsurlardan toplanma geçici bir mahluk gibidir. Tıpkı canlı bir vücudun hücrelerinin bir araya gelerek, bu hücrelerden her birinin sahip olduğu niteliklerden oldukça farklı nitelikler kazanmış bir varlık oluşturması gibi.
Sayfa 30
Önder bazen zeki ve bilgili olabilir fakat bu durum onun için genellikle faydalı olmaktan çok zararlıdır. Olaylar arasındaki giriftiliği göstererek açıklayan ve anlatan zeka, insanı şefkatli yapar, yeni bir düşünceyi yayan önderler için gerekli şiddet ve hiddeti zeka körlettir. Her dönemin özellikle devrimin en büyük önderleri pek dar kafalı olmalarına karşılık büyük etkiler meydana getirmişlerdir
Sayfa 25
Havanın içindeki her atom, aynı güneş gibi, kendi içinde eksiksiz bir küredir ve bununla birlikte insanın kavrayamayacağı büyüklükteki bütünün bir atomudur; her birey de aynı şekilde, kendi içinde kendi amaçlarını taşır ve onları, insanın kavrayamayacağı ortak amaç için de taşır.
Sayfa 774
Tesadüf ve deha kelimeleri gerçekten var olan bir şeye gönderme yapmazlar ve bu yüzden tanımlanamazlar. Bu kelimeler sadece olguyu anlamanın belirli bir derecesine gönderme yaparlar. Belli bir olayın neden meydana geldiğini bilmiyorum; bilemeyeceğimi düşünüyorum; bu nedenle bilmek istemiyorum ve tesadüf diyorum. Sıradan bir insanın yaratabileceğinden daha büyük etki yaratan bir kuvvet görüyorum; nereden kaynaklandığını anlamıyorum ve deha diyorum
Sayfa 765