Romanın başkahramanı Martin Eden, yoksul bir denizcidir. Eğitimi azdır ama zeki ve öğrenmeye açtır. Bir gün üst sınıftan, kültürlü ve zarif bir genç kadın olan Ruth Morse ile tanışır.
Martin, Ruth’a âşık olur. Ancak aralarında büyük bir sınıf ve kültür farkı vardır. Ruth’un dünyası kitaplar, sanat ve entelektüel sohbetlerle doluyken Martin kaba saba, eğitimsiz bir işçi sınıfı adamıdır.
Martin’in Dönüşümü
Ruth’a layık olabilmek için:
Kendi kendini eğitmeye başlar.
Felsefe, edebiyat ve bilim okur.
Yazar olmaya karar verir.
Yoksulluk içinde, aç kalarak, borçlanarak sürekli yazılar yazar ve yayınevlerine gönderir.
Ama uzun süre reddedilir. Bu süreçte Ruth ve ailesi Martin’i küçümser. Ruth onun yazarlık hayalini gerçekçi bulmaz.
Başarı ve Yalnızlık
Yıllar süren mücadeleden sonra Martin birdenbire ünlü olur. Yazıları kabul edilir, para ve şöhret kazanır.
Ama ironik olan şu:
Önceden onu küçümseyen insanlar şimdi hayranlık duyar.
Ruth tekrar hayatına dönmek ister.
Toplum onu artık “değerli” görür.
Martin bunun sahte olduğunu fark eder. İnsanların onu değil, başarısını sevdiğini anlar.
Final
Martin derin bir varoluşsal boşluğa düşer. Hayalini kurduğu başarıyı elde etmiştir ama içinde hiçbir şey kalmamıştır.
Romanın sonunda denize açılır ve kendini suya bırakarak hayatına son verir.