Gerçek mutluluk, yavaş yavaş, azar azar gelir ve bizim hayata bakış açımızla, çevremizle, çevremizdekilere karşı davranışlarımızla doğrudan doğruya ilgili ve orantılıdır. Mutluluk, bir birini tamamlayan ufak tefek şeylerin birikmesinden doğuyor.
Sonunda Adem de Havva'sı gibi verdiği sözü unuttu. Lakin oruçlu olduğunu unutup suya kanmak gibi değil, kanatları olmadığını unutup da kendi uçuruma bırakmak gibi bir unutmaktı bu.
Benden önce seçilmiş bir yolun yolcusu olarak geldim bu dünyaya ben. Bana sorulmadı. Ama sorulsaydı bende seçerdim. Açık itiraf işte, yasak meyveyi, unutarak ve hatırlayarak ben de yerdim. Hangimiz balçık bedeni yaratılmışların en üstünü kılacak olan kutsal nefese, özgür iradeye hayır, derdik? Hangimiz insan olmanın şerefli bilincine, kansız olaysız bir masumluk halini tercih ederdik? Hangimiz bir dünya yolculuğunun onurlu yorgunluğuna kazasız belasız cennet yaşamının bilgisizliğini yeğlerdik?