Fatma Nur Arslan

Fatma Nur Arslan
@Fatmanurr18
10/10
·238 syf.··
2024 21. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2024 11:51
Kitabı bitirdiğimde kapağını kapatıp kenara koymam yarım dakikamı aldı. Bırakmak istememem bir yana okuduklarımın tesiri zihnimde yankılanıyordu. Daha önce hiç böylesine bir yolculuk yaşamamıştım. Zaman yolculuğuyla tarihin o nostaljik kokusu sardı her yanımı. Uzun İhsan Efendi’nin düşleri, Bünyamin’in maceraları bana daha önce hiç deneyimlemediğim o yolculukta eşlik etti. Düşünmekle var olunabileceğini hatta var edilebileceğini öğretti Uzun İhsan Efendi. “Düşünüyorum, ama sadece ben var değilim. Düşündüğüm için sizler de varsınız; sizler ve içinde yaşadığınız dünya.” Dünya’ nın şahidi olmanın gerçek bir ibadet olduğunu söylüyordu Uzun İhsan Efendi. Oysa kendi yaşamı düşlerden ibaretti. Düşleriyle yazdığı kitabın kahramanı ise oğlu Bünyamin’di. Kitabın sonunda oğluna yazdığı mektubu da şöyle bitiriyordu: “ Hoşçakal oğlum. Hoşçakal sevgili, biricik düşüm.”
Edebiyat & Roman
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma
Reklam
9/10
·456 syf.··
2024 14. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2024 20:35
Kadınlar siyasi haklarını değil, insan haklarını talep ediyordu. Kadınlar topluma karışabilmeyi, değer görebilmeyi istiyordu. Bu istek şöyle ifade ediliyordu: ‘En önemli sorun kadının üretici değil, tüketici olmasıydı.’ Kadınlığı uyandırıp bilinçlendirerek, üretken hale getirmek en temel hedeflerdendi. ‘Feminizmin istediği şeyler şunlardır: Kadın, hayata kavuşacaktır. Kadın, bir erkeğin olduğu gibi bir aile kadını olabilmekle beraber, bir işçi, bir memur, bir mühendis, bir doktor, bir mebus, bir nazır olabilecektir.’ Kadın hareketi uzun çabalar gerektirmiş ve nihayetinde de Cumhuriyet ile birlikte bir sonuca ulaşabilmiş kadınlar toplumsal haklarının yanında siyasal haklarını da elde edebilmişlerdir. Sanılanın aksine kadınlar haklarını bir günde kazanmamış. Emek vermişlerdir. Tüm zorlu mücadelenin yanında elbette onların yoluna taş koymak isteyenler olmuştur. Şaşırmamak gerekir ki bunlar çoğunlukla erkek olmuştur. Erkekler kadınların evlerini ihmal edeceğini düşünüyorlardı.Bunların yanında ne yazık ki kadınların sosyal hayata karışmasından da korkuyorlardı diyebiliriz. ‘Her kadının bir kocası olabilse imiş, kadınlar hayatlarını kazanmak için erkeklerin gördükleri işleri yapmağa, erkeklere en müşkül mesaide bir rakip olmaya elbet kalkışmazlarmış (!)’ Avrupa’da eğitim görmekle ilgili ise şu düşünceler vardı: ‘ Avrupa’da öğrenim görmenin sakıncaları vardı ve bu durum çok yönlü olarak irdeleniyordu. Bu sakıncalardan biri, Avrupa’da öğrenim gören kızların, kendi seviyelerinde erkek bulamayacakları endişesiydi.’ Serpil Çakır
Feminizm
Osmanlı Kadın HareketiSerpil Çakır · Metis Yayıncılık · 2016130 okunma
7/10
·210 syf.··
2024 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2024 10:22
“İmtiyazlı kişilerin tutuculuğu kadar derin bir yoksul tutuculuğu vardır ve toplumsal düzenin değişmeksizin devam etmesinde her ikisi de aynı önemde rol oynar.” Çevremizde olup bitenleri farketmek, anlamlandırabilmek adına harika bir kitap. Bazen anlayamayız, “Bu insanlar neden bu kadar kapalı dışarıya, neden duymak istemiyorlar bizi?” diye düşünürüz. Bu kitapta tüm bu soruları anlamlandırabileceğinizi düşünüyorum. Körü körüne bir topluluğa, dine , akıma inanan insanlar kendinden vazgeçmiştir diyor kitapta. Onlar benliklerinin değersizliklerini kabul etmiş ya da buna inandırılmışlardır. Bir kitleye katılmak, ona adamak kendini, insanı sorunluluklarından arındırır. Çünkü onun çok daha önemli bir görevi vardır. O bir dava adamıdır. Bu uğurda kendi feda bile edebilir. Toplumu, insanları belki komşunuzu bile anlamak istiyorsanız kesinlikle okuyun derim. “Bir insanın işi meşgul olunmaya değerse, o insan muhtemelen kendi işiyle meşgul olur. Fakat öyle değilse, o kişi kendi anlamsız işleri yerine başkalarının işiyle meşgul olur.”
Psikoloji
Kesin İnançlılarEric Hoffer · Olvido Kitap · 20193,718 okunma
8/10
·272 syf.··
2024 9. kitabı
Bencil, davranışlarının sorumluluğunu alamayan bir yaratıcı ve toplumdan dışlanarak her kötülüğü yapabilme potansiyeline kavuşan bir canavarın öyküsüydü. Maslow’un ihtiyaçlar piraminde aitlik, fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarından hemen sonra gelir. Bu romanda da gördük ki toplum tarafından benimsenmeyen insan canavarlaşır. Kitapta canavarın en çok yakındığı şey yalnızlığıydı. Yaratıcısının bile onu sevmediği bir dünyada nasıl var olabilirdi. Yaratıcısından tek bir şey istedi: kendisine bir Havva yaratmasını. Çünkü şeytanın bile iblisleri vardı ama onun kimsesi yoktu. Çok sürükleyici ve duygudan duyguya koşabileceğiniz bir kitap. Tüm kitapseverlere tavsiyemdir.
Edebiyat & Roman
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,7bin okunma