Geçmişte bir yerde takılı kaldı. Bitmiş bir zamanda. Babamın hala yaşadığı, benim hala çocuk olduğum bir zamanda. İnsanların ancak babaları öldüğünde büyüdüğünü bilen ve çocukluğumu benden esirgemeyen merhametli bir zamanda…
Mutsuz, sevgisiz bir aile; anne, baba, eş, kardeş, evlat; Emin, Ethem, Ekrem, Hülya , Nurten, Sevgi, Kazım Baba, Mürüvvet Anne…Hepsi kendince haklı… hayatlarında kördüğüm olmuş acıların sebebini bilselerdi keşke. Söyleme bilmesinler demiş Şermin Yaşar, bence söyleyin ya söyleyin bilsinler. SÖYLEYİN BİLSİNLER Kİ kafalarında bitmek tükenmek bilmeyen sorulara cevap versinler. Sebebini anlasınlar , haaaa demek o yüzdendi demek diyebilsinler. Dipsiz kuyularda ışıksız bırakmayın etrafınızdaki insanları. Cevapsız sorular bırakarak gitmeyin hayatlarından .
Ailedeki derin sırlar, anlam verilemeyen davranışlar. Hepsinin arkasındaki kendince haklı gerçeklik . Okudukça her bir bireyi anlıyorsunuz, hak veriyorsunuz. Bir tek sen kötüsün Çiğdem, kö-tü-sün! Hiç sevmedim seni…
Gayet akıcı, eğlenceli ve samimi bir dil kullanmış Şermin Yaşar. Ailenin kutsallığı tartışılmaz bir gerçek. Sen kimseyi, kimsesiz bırakma ya Rabbi!
Ve söylesin bilsinler… onları ne kadar çok sevdiğinizi, ne kadar değerli olduklarını . Söyleyin bilsinler ya! Cevapsız sorular olmasın aranızda. Bilsinler ki anlamadıkları şeyler olsa da vardır bir bildiği, ben onun içini biliyorum diyebilsinler. En değerlileriniz ailemiz. Kol kırıldı yen içinde kaldı, kalp kırıldı cam içinde kaldı, kalmasın öyleyse! Sevgiyle kalsın! Söyleme Bilmesinler