Mutsuz, sevgisiz bir aile; anne, baba, eş, kardeş, evlat; Emin, Ethem, Ekrem, Hülya , Nurten, Sevgi, Kazım Baba, Mürüvvet Anne…Hepsi kendince haklı… hayatlarında kördüğüm olmuş acıların sebebini bilselerdi keşke. Söyleme bilmesinler demiş Şermin Yaşar, bence söyleyin ya söyleyin bilsinler. SÖYLEYİN BİLSİNLER Kİ kafalarında bitmek tükenmek bilmeyen sorulara cevap versinler. Sebebini anlasınlar , haaaa demek o yüzdendi demek diyebilsinler. Dipsiz kuyularda ışıksız bırakmayın etrafınızdaki insanları. Cevapsız sorular bırakarak gitmeyin hayatlarından .
Ailedeki derin sırlar, anlam verilemeyen davranışlar. Hepsinin arkasındaki kendince haklı gerçeklik . Okudukça her bir bireyi anlıyorsunuz, hak veriyorsunuz. Bir tek sen kötüsün Çiğdem, kö-tü-sün! Hiç sevmedim seni…
Gayet akıcı, eğlenceli ve samimi bir dil kullanmış Şermin Yaşar. Ailenin kutsallığı tartışılmaz bir gerçek. Sen kimseyi, kimsesiz bırakma ya Rabbi!
Ve söylesin bilsinler… onları ne kadar çok sevdiğinizi, ne kadar değerli olduklarını . Söyleyin bilsinler ya! Cevapsız sorular olmasın aranızda. Bilsinler ki anlamadıkları şeyler olsa da vardır bir bildiği, ben onun içini biliyorum diyebilsinler. En değerlileriniz ailemiz. Kol kırıldı yen içinde kaldı, kalp kırıldı cam içinde kaldı, kalmasın öyleyse! Sevgiyle kalsın! Söyleme Bilmesinler
Bütün gece ağlaştık Nurten’le. Çocuklar korkularından yanımıza gelemediler. Sabaha karşı Nurten geldi, kolumun altına girdi. İlk kez sokuldu bana. Ya Rabbim ilk kez… Gözyaşlarımız birbirine karıştı. “ Ağlama artık Ethem, ben senin annen olurum.” dedi. “sen de bana baba ol.” İçinden konuştu Nurten, ses gerçekten ondan mı çıktı, saçından, teninden, nefesinden mi geldi bilmiyorum. Uykuya yenik düştüğümüz anlarda gibiydik. Sarıldık birbirimize” Olurum” dedim. Kaç kez olurum dedim saymadım.
Hayatımızda ilk kez sarılarak uyuduk…