Oğuz Atay’ın “düşünen insanı” ne tam anlamıyla organik bir parçası olabildiği ne de büsbütün kopabildiği bir toplumda yaşamaktadır. Bu toplum eski-yeni Doğu-Batı, düş-gerçek , duygu-düşünce, kadın-erkek gibi çatışmalardan kaynaklanan yoğun bir kargaşanın içindedir.