Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir.
(Spoiler içerir!)
Yoksulluğun dibinde büyüyen, sefilliğin faturasını ana-baba ve kardeşine yükleyen bencil bir çocuğun, haklı nedenleri olabilir mi?
Annesinin annelik yapmadığı/yapamadığı, üvey babasının hor görme ve fiziksel şiddetine maruz kalan, küçük yetim bir kız! Hasta, yatalak bir kadına bakıcı olabilir mi? Ya ihtiyar bir adamın nikahlı karısı? İğrenç istismarlara maruz kalıp çaresizliğinin farkına varamamasında; tepki verecek cesaretten yoksunluğunda haklı değil mi? Hayatın yıprattığı, erkek-kadın herkesin hoyratça hırpaladığı, koruyan kayıranın olmadığı o yetim kız, şayet erkek doğsaydı hayatı tamamen farklı olmaz mıydı?
Sözde aşkıyla kurtarıcı olmaya soyunan yeni yetme bir delikanlının, eyleminde toplumsal normları göz ardı etmesi makul karşılanabilir mi?
Yer yer yöresel dil, imlasız yazım, bilinç akışı ve mektup tekniği ile farklı uslüp tarzlarının barındığı yürek yaralayıcı bir eser.
"O pislikten kurtulmaya layık bir tek ben varım. Benim kadar onlar da biliyordu bunu. Yoksa ne diye okumam için dilinsinler." S.31
"ecel tuzağını açamaz mısın
açıp da içinden kaçamaz mısın
Azad eyleseler uçamaz mısın
kırık mı kanadın kolların hani
bunda yorgan döşek yastık var mıdır
bu geniş dünyada yerin var mıdır
dalın tahta duvar önün yar mıdır
yeşil başlı sunam göllerin hani" S.88
"...sevmek işte bi türküymüş demek ak saçlı bi dedenin türküsü bi çaresiz ihtiyarın çatlak sesiymiş" S.89
"Önce kapıcı ana babasının, sonra Hüsrev Bey'in, en sonunda da benim kurbanım oldu. Oysa 2 yıl sonra yeniden karşılaştığımızda onun tek tek kişilerin değil de toplumun, içine doğduğu ekonomik ve toplumsal koşullarının kurbanı olduğunu bilmiyor muydum?