Çok şeyi olan değil cok veren zengindir.Bir şeyi yitimekten korkan istifçi, ne kadar çok şeyi olursa olsun, ruhbilim dilinde yoksul ve yoksun kişidir. Ancak kendinden biseyler verebilen kişi zengindir.
Çanta ya da kazağa taktiklari isimlerin baş harfleri, banka veznesindeki isim plaketleri, Cumhuriyetcilere karsi çikarken Demokratlari tutma, Shriner’lar yerine Elk’lere yandaş olma, kişisel farkliliklarinin göstergeleri haline gelir.
Reklamlardaki “bu farklidir” slogani gerçekte tukenmis olan bu acikli farkli olma isteginin gostergesidir.
İki insan ancak kendi değisim degerlerinin sinirlarini da hesaba katarak piyasadaki en kullanişli nesneyi bulduklarini hissettikleri an aşik olurlar.
Sık sık sanki gercek bir mülk aliyormuşcasina, gelistirilebilecek gizli potansiyeller de bu pazarlikta rol oynar.Tüm yönelimlerin merkezini pazarin oluşturduğu maddi başarilarin en önemli deġer olduğu bir uygarlikta ,
İnsanlar arasi sevgi iliskilerinin de meta ve emek pazarini yöneten ayni değisim yolunu izlemesine çok da şaşmamali.
Normal.
Garipsemiyorum ben.
Herkes öyledir.
Dişardan göründüğü gibi değildir hiçbirsey.
Herkes herseyi bilecek olsa oturduğumuz evlerde mahallelerde duramayiz.
Herkes biseyler sakliyor iste.
Biz kimiz ki ne yalanimiz olacak?
Birbirimizle ne alip veremediğimiz var?
Koca dünyada küçücük insanlariz, bakinca herkes işinde gücunde.
Ama şu kadarcik insanin bile birbirine bin tane yalani var.